Anadolu ve Rumeli kültürünün buluştuğu yerdir Edirne..
Anadolu'yu Avrupa'ya birleştiren Trakya Yarımadası'nda yer alan Edirne'nin, konumu nedeniyle zengin bir kültür tarihi vardır. Tarih boyunca Anadolu'ya ya da Avrupa'ya göç eden değişik topluluklar, Edirne'den geçmişlerdir. Ancak bunlardan çok azı yöreye yerleşip uygarlık kurmuştur.
Edirne ve çevresinde yapılan kazılar, yöredeki ilk yerleşimlerin Neolitik Çağ sonlarında başladığını göstermektedir. Yörenin bilinen en eski halkı Traklar'dır. Traklar'ı Makedonyalılar ve Romalılar izlemiştir. Roma İmparatorluğu'nun ikiye bölünmesiyle Edirne, Bizans Devleti'nin sınırları içinde kalmıştır. Uzun süren Bizans egemenliğinden sonra Edirne Osmanlı Devleti'ne katılmıştır.
Edirne'nin Avrupa'ya yakınlığı, Edirne kültürünü büyük ölçüde etkilemiştir. Bu nedenle Edirne kültürünün izlediği çizgi, Anadolu illerinin çizgisinden oldukça değişiktir.
Edirne Osmanlı İmparatorluğun başkenti olarak tarihi boyunca bilim, kültür ve sanat alanında da bir çekim merkeziydi. Saray, cami, medrese, darüşşifa gibi kurumların yanı sıra Anadolu ile Balkanlar arasında köprü işlevi gören coğrafi yapısı da kentin sosyo-kültürel dokusunda belirgin rol oynadı.
Özellikle II. Murat ve II. Bayezit gibi hükümdarların himayesi altında Edirne'ye yerleşen bilim adamları Türkçe'nin bir bilim ve edebiyat dili olmasında büyük rol oynamıştı. Edirne bu dönemde kurulan 40'ın üzerindeki medresesiyle aynı zamanda bir Üniversite şehri kimliği de kazandı.
Kültür oluşumları ve hareketleri insan topluluklarını izleyerek Anadolu'dan Trakya topraklarına ve Balkanlara ulaşmış, yeni coğrafyalar üzerinde yerli kültürlerle kaynaşarak gelişmiştir. Bu etkileşim aynı zamanda Rumeli'den Trakya yönüne doğru bir çizgi de izler. Yolların ve kültürlerin kesişme noktasındaki Edirne bu gelişmede rol oynayan en önemli şehirlerden biridir.
Edirne'de günümüz yaşama biçiminin oluşmasında en önemli etken, Rumeli'nin değişik yerlerinden gelen göçlerdir. Bu göçlerle gelen halk toplulukları, yaşayış özelliklerini de birlikte getirmişlerdir.
Edirne'de canlı bir yaşama biçimi vardır. Tarımda makinalaşma, verim artışı ve bunların yarattığı zenginlik, bu canlılığın temelini oluşturur. Buna, son yıllarda hızla gelişen sanayi de eklenmelidir. Geleneksel yapı, hızla bir çözülüş içindedir. Köylerle kentler arasındaki yaşayış farkı, giderek ortadan kalkmaktadır. Çekirdek aile, egemen aile yapısı durumundadır.
Edirne insanı, çağdaş yaşama her zaman açık olmuştur. Beslenme, barınma, giyim-kuşam, sağlık alanlarında, çağdaş değerler hızla yayılmıştır.
Anadolu'dan Türk müziğinin Balkanlara taşınmasında Edirne bir köprü görevi gördü. O nedenle kentin kültürel dokusu incelendiğinde Anadolu ve Rumeli'nin buluştuğu ve pek çok kültürden izler taşıdığı görülür. Edirne'de halk müziği ve halk oyunları da bu doğrultuda gelişmiştir.
KÜLTÜR VE SANAT
Gösterim Sayısı: 2041
Son değişiklik:
22/04/2005
Bu konuyu arkadaşınıza göndermek için tıklayınız.
Bu konu hakkında yorum yazmak için tıklayınız.
Yorum yazabilmek
için siteye giriş yapmalısınız.
Ziyaretçi Yorumları
Bu konu hakkında ilk yorum yazan siz olun.
15 Nisan 2005 tarihinden
beri görüntülenen sayfa adedi:
561912