Şah Melek Camii

Çelebi Sultan Mehmet ve Sultan II. Murad devirlerinin önemli devlet ileri gelenlerinden biridir.

45
Görüntülenme
Şah Melek Camii | 2005 | Fotoğraf © edirneden.com

Şah Melek Paşa, Sadi isimli bir kişinin oğludur. Çelebi Sultan Mehmet ve Sultan II. Murat devrinin önemli devlet adamlarındandır. “Gazi” ve “Kör” lakaplarıyla anılmıştır. Musa Çelebi’nin Amasya’ya vali olarak geldiğinde Şahmelik Bey ona lala olmuştur. Çelebi Sultan Mehmet’in güvenini kazanmış ve onunla birlikte Rumeli’nin fethine katılmıştır. Çelebi Sultan Mehmet devri boyunca ve Sultan II. Murat’ın ilk zamanlarında önemli devlet görevlerinde bulunmuştur. Bir ara Gelibolu Kalesi’nin muhafızlığını yapan Paşa, 1426 (H.829) yılında Rumeli Beylerbeyliği’ne atanmıştır .

Edirne’de Kapıkule yolu üzerinde Gazi Mihal Köprüsü yanında kendi adını taşıyan camiyi, cami kitabesine göre Hicri 832 yılının Ramazan ayında (Haziran, 1429) yaptırmıştır.

Kitabeye göre eser Şah Melek bin Sadi tarafından inşa ettirilmiştir. Kitabenin transkripsiyonu ve tercümesi şöyledir:

  1. Yu’meru hazel-mescidi fi eyyam-ı devleti sultan Murad Han
  2. ibni Muhammed hulide mülkühu ve minnetühu ve ammarahu Şah Melek ibni Şazi tekabbel
  3. Allah’ülkerim minhu amin. Tariha şehri ramazan seneti isneyn ve selasine ve semanemie.

Bu mescid Muhammed oğlu Sultan Murad Han’ın devleti zamanında -Allah mülkünü daim etsin- Sadi oğlu Şah Melek tarafından sekiz yüz otuz iki senesinin Ramazan ayında tesis ve inşa edildi. Allah kabul etsin.

Bu cami Erken Osmanlı Devri mimarisi ve çini sanatı yönünden de önemli bir yapıdır. Caminin olduğu yerde daha önce bir medrese olduğu ve ulemadan Molla Hüsrev’in burada ders verdiğini kaynaklarda yazmaktadır. Bu nedenle de caminin olduğu yere de Şahmelek Medresesi Mahallesi ismi verilmiştir.
Edirne’nin çeşitli yerlerinde “Gazi Şah Melek Odaları” yaptırmış olup, ayrıca eşi Bezirci Hatun adına da Edirne’de mescitler yaptırmıştır. Ancak eşi adına yaptırılan camiden eser yoktur.

Şah Melek Camii, Edirne’de Kapıkule yolu üzerinde Gazi Mihal Caddesinde, Gazi Mihal Köprüsünün 10 m kadar güneydoğusundadır. Bir avlu içinde yer alan cami, doğudan yola cephelidir. Avlu zemin kot olarak, doğusundan geçen yoldan 2-2,5 m. aşağıdadır. Edirne Şah Melek Paşa Camii, bir merkezi kubbeye kuzey yönde açılan iki çapraz tonozlu mekândan oluşmuş bir plan şeması göstermektedir.

Mimarisi

Şah Melek Paşa Camiinde yapı malzemesi olarak düzgün kesme taş ve tuğla kullanılmıştır. Diğer üç cephede tuğla kullanılmış olmasına rağmen yapının yola bakan doğu cephesinde tamamen kesme taş kullanılmıştır.

Caminin cepheleri dikkatlice incelendiğinde, bugünkü görünümlerini onarımlar sonucu aldıkları anlaşılmaktadır. Ana cephe konumunda olan doğu cephesi, düzgün kesme taşlarla kaplanmıştır.

Kuzey, güney ve batı cephelerinde, kesme taşların tuğlalarla kasetlendiği görülmektedir. Batı cephesinde, alınlık kemerlerinin başlangıcı hizasında üç sıralık; güney cephesinde, üst sıra pencerelerinin eşikleri hizasında ise beş sıralık tuğla hatıl görülmektedir.
Caminin kuzey doğusunda, kesme taşlarla inşa edilmiş bir minare yer almaktadır.

Caminin minaresinin Balkan savaşı sırasında isabet aldığı ve yıkıldığı,1963 yılına tarihleşen bir keşif raporuna dayanarak, minarenin 57.069 lira bedelle onarıldığını bilinmektedir.

Süslemeler

Yapının süslemeleri, harim duvarlarının iç yüzleri, doğu taçkapısı ve mihrap üzerinde toplanmaktadır. Taçkapıda, kavsara kuşatma kemeri üzerinde, ters/yüz palmetlerden oluşan bir süsleme şeridi görülmektedir.

Şah Melek Paşa Camiinin taş süsleme gösteren tek öğesi kuzeydoğudaki taçkapısıdır. Yapı cephesinden yaklaşık 1 metrelik bir çıkıntı yapan taçkapı dikdörtgen prizmatik bir kütledir ve iki sıra düz profilli silmeyle üç taraftan çerçevelenmiştir. Yuvarlak formlu taçkapı kemerinin yüzeyi, düz ve ters üç dilimli palmet dizisiyle doldurulmuştur. Düz palmetlerin her biri, dilimli kemeri oluşturan taşlardan biri üzerine işlenmiştir. Kabartılan düz palmetlerin yan yana dizilmesi sırasında, oyulan yüzeyde ters palmetler meydana gelmektedir. Üç dilimli olarak düzenlenmiş palmetlerin yüzeyi ikinci bir işleme tabi tutulmadan sade olarak bırakılmıştır. Ters palmetlerin bulunduğu oylumlara Üç Şerefeli Camide olduğu gibi muhtemelen renkli taş veya taçkapı bordüründe olduğu gibi turkuvaz renkli sırlı tuğla kakılmış olmalıdır. Düz ve ters palmetler arasındaki derinlikle bordürdeki derinliğin aynı oluşu bu ihtimali kuvvetlendirmektedir.
Yuvarlak formlu bu kemer altında üç dilimli bir dekoratif kemer daha bulunur. Yanlarda birer sütünce ile sınırlanan taçkapının üç köşeli yan nişleri herhangi bir süs unsuru olmadan çok sade olarak düzenlenmiştir.
Taçkapıyı üç yönden kuşatan düz profilli iki silme arasındaki kuşak yüzeyden oyularak derinleştirilmiş ve bir bordüre dönüştürülmüştür. Sol (güney) tarafı günümüze orijinal olarak ulaşan bordürün yüzeyi kufi olarak “Allah Gani” yazısını tekrar edecek şekilde oyulmuş, oyuklara turkuvaz renkli sırlı tuğla kakılmıştır.

Mihrapta, kalıplama tekniğiyle oluşturulmuş alçı süslemeler görülmektedir. Mihrap çerçevesinin en dıştaki şeridinde bir âyet kitabesi bulunmaktadır. İkinci şerit, üzeri saç örgüsünü andırır yivlerle bezeli ince bir kaytan silmeden ibarettir. Dıştan itibaren üçüncü şerit üzerinde, yarım sekizgenlerden oluşan geometrik ömekli bir süsleme mevcuttur Çerçevenin en içteki şeridi üzerinde, palmet, rumi ve kıvrım dallardan oluşan bitkisel süslemeler görülmektedir. Süsleme unsurları, yer yer kırmızı boya ile boyanmış durumdadır.

Şah Melek Paşa Camii, iç mekândaki alçı ve çini tezyinata nazaran taş süsleme açısından oldukça sadedir. Yapının yola bakan doğu cephesinin taş, diğer cephelerin taş-tuğla malzemeyle inşa edilmiş olması taşın yalın haliyle de bir prestij malzemesi olarak kabul edildiğini göstermektedir.

Taçkapı kemeri düzenleniş bakımından erken dönemde örneği olmayan bir uygulamadır. Edirne yapıları içinde de örnek aldığı her hangi bir yapı yoktur. Bu yapıdan sonra inşa edilen Edirne Üç Şerefeli Caminin harimine açılan kuzey cephedeki kapılardan batıdakinin kemeri düzenleniş bakımından Şah Melek Paşa Camiinin taçkapısına benzer. Taçkapıda taş ile sırlı tuğlanın birlikte kullanımı açısından ilk örnek olmakla birlikte, sırlı tuğlanın taşla birlikte kullanımı daha önce Bursa Yeşil Caminin ibadet mekânına açılan pencerelerinde ve Bursa Muradiye Camiinin giriş revağı üst kuşağında görülür.

Caminin doğusunda ve güneyinde bir haziresi vardır. Yapının banisi (Bina ettiren) Şah Melek Paşa’nın mezarı da bu hazirededir. Bir Bizans lahdinin üzerine oturtulmuş bir taş sandukadan oluşan mezarda, ayak taşının büyük bir bölümü kırıktır. Bir mihrabı andıran baş taşının tepeliği iri bir palmet şeklindedir.

Palmet içinde, doğal görünümlü yaprak ve çiçeklerden oluşan süslemeler görülmektedir. Yüzeysel nişin iki yanında, üzerleri enine zikzak yivlerle bezenmiş ikişer sütunçe bulunmaktadır. Dıştaki sütunçelerin zar başlıkları vardır. Kavsara köşeliklerinde, kabartma birer çiçek motifi bulunmaktadır. Baş taşı, alt kesiminden çimento ile lahde tutturulduğundan, kitabenin ancak ilk üç satırı okunabilmektedir. Kitabenin okunabilen kısmının metni şöyledir.

Kitabenin Türkçe’ye çevirisi de şöyledir:
1-Şah Melek bin
2-Şadi tarih-i
3-sene …45

Kitabede tarihîn onlar ve birler hanesi okunabilmekte; yüzler hanesi okunamamaktadır. Şah Melek Paşa’nın yaşadığı dönem göz önüne alındığında yüzler hanesinin -800-olması gerektiği tahmin edilerek, kitabedeki tarih 845 olarak tamamlanabilmektedir. Buna göre, Şah Melek Paşa’nın Hicri 845 (M. 1441-1442) yılında vefat ettiği anlaşılmaktadır.
Caminin doğusunda ve güneyinde bir haziresi vardır. Yapının banisi (Bina ettiren) Şah Melek Paşa’nın mezarı da bu hazirededir. Bir Bizans lahdinin üzerine oturtulmuş bir taş sandukadan oluşan mezarda, ayak taşının büyük bir bölümü kırıktır. Bir mihrabı andıran baş taşının tepeliği iri bir palmet şeklindedir.

Caminin doğu cephesinin güney ucuna bitişik, kare planlı baldaken bir türbe bulunmaktadır. Türbenin üzeri, iki paye ve cami duvarı üzerine oturan, pandantif geçişli bir kubbeyle örtülüdür. Zeminde, üç kademeli bir altlık üzerine oturtulmuş bir taş sanduka görülmektedir. İnceleme yapan araştırmacıların bazıları bu türbede, Sefer Şah adında bir zatın gömülü olduğunu beyan etmekle beraber diğer bazı araştırmacılarda türbenin, Şah Melek Paşa’ya ait olduğunu ifade etmektedir.

Şah Melek Paşa’nın mezarı, caminin doğusundaki hazirede yer almaktadır. Eğer bu yapı, bugünkü gibi bir türbe idiyse, bugün caminin doğusundaki hazirede yer alan Şah Melek Paşa’ya ait mezartaşının, buradan taşınmış olduğunu düşünmek mümkündür. Zira, bu mezartaşının, çimento ile lahde tutturulmuş olması, bu lahite ait olduğu konusunda tereddüt oluşturmaktadır.