Dar’ül Hadis Camii

Dar’ül Hadis Camii önceleri hadis okutulmak için medrese olarak yapılmış olup; sonradan camiye çevrilmiştir.

53
Görüntülenme

Sultan II. Murat tarafından Kaleiçi semtinde kendi adını taşıyan cadde ile doğan sokağın kesiştiği yerde yaptırılmıştır.

Rivayete göre Sultan II. Murat rüyasında peygamberi görmüş ve Dar’ül Hadis’ in yapılmasını emretmiştir. Sultan II. Murat ertesi sabah Dar’ül Hadis’ in inşa emrini vermiş ve inşaat Mart 1435’te kullanıma açılmıştır.

Sultan II. Murat günlerce burada hadis okumuş ve Fatih Sultan Mehmet de çocukluk ve gençlik yıllarında burada Hadis eğitimi aldığı rivayet edilmektedi.

Cami geniş bir avlu içinde yer almaktadır. Avlunun güney ve doğusundaki hazirede, iki türbe ve birkaç mezar, kuzeyinde ongen planlı bir şadırvan bulunmaktadır.

Camii, kuzey-güney doğrultusunda uzanan dikdörtgen bir alanı kaplamaktadır. Kuzey cephesinin tamamı ile doğu ve batı cephelerinin kuzey kesimini kaplayan bir revak kalıntısı mevcuttur.

Düzgün kesme taşlardan yapılmış olan yapıda, kuzey revağının orta birimindeki kubbe ve kemerlerde tuğla kullanılmıştır. Orta birimi örten kubbe dört sütun tarafından taşınmaktadır.

Dış Cepheler

Harimdeki pencere açıklıklarının belirli bir düzene göre yerleştirildikleri görülmektedir. Dikdörtgen şekilli alt sıra pencerelerinin sivri kemerli alınlıkları vardır. Üst sıra pencereleri yuvarlak kemerlidir. Üst sıra pencerelerinin dışlıkları alçıdandır. Batı cephesinin güney kesiminde, yukarıya doğru incelen, dikdörtgen kesitli bir payanda görülmektedir. Harimin kuzey duvarı ortasında, üzeri bir basık kemerle örtülmüş giriş açıklığı bulunmaktadır. Basık kemerin biraz üzerinde, üst üste yerleştirilmiş iki kitabe yer almaktadır.

Dar’ül Hadis’ in Kitabesi:

Yapının, üç kitabesi mevcuttur. Giriş aralığını örten basık kemerin hemen üzerinde yer alan iki kitabeden üstteki, ilk inşa kitabesidir.

Kitabe Metninin Türkçe’si

Bu cami-i şerifi, büyük sultan, ulu şahinşah, gökten destek bulmuş, muzaffer, düşmanları ezen, iyilik ve adaletin yardımcısı, ehl-i iman üzerine emniyet kanatlarını geren, sultan oğlu sultan, Ebu’l-Feth, Bayezid Han oğlu, Mehmed Han oğlu Murad Han -saltanatının kaynakları zeval bulmasın ve onun devleti ebedi olsun-(yaptırdı). (Bunun) yazılışı Hicri Nebevi 838 yılı Şaban ayının yirmiüçüncü gününde (gerçekleşti).

Mimarisi

Dikdörtgen planlı Cami iki bölümden oluşmaktadır. Birinci bölüm yanlarda duvarlara, ortada ise iki sütuna oturan üç kemer, bu iki bölümü birbirinden ayırmaktadır.

Kuzeydeki dikdörtgen bölüm üç birimden oluşmaktadır. Ortadaki birim beyzi bir kubbeyle, iki yandakiler ise birer çapraz tonozla örtülüdür. Bugün bu bölümde ahşap destekler üzerine oturan, ahşap bir kadınlar mahfili bulunmaktadır.

Cami; mihrap nişi içinde, pencerelerin üst kesiminde, pandantiflerde, kubbe göbeğinde ve kubbe eteğinde kalem işi süslemelerle donanmıştır.

Mihrap nişinin üst kesiminde, ayrıntılı bir şekilde işlenmiş bir perde motifi bulunmaktadır. Köşeliklerinde, doğal görünümlü birer çiçekli dal motifi görülmektedir. Mihrap çerçevesi üzerinde, bitkisel unsurlu süslemeler mevcuttur. Pencerelerin üst kesimlerini, bitkisel süslemeler taçlandırmaktadır.

Kubbe eteğine, ana hatlarıyla birer üçgeni anımsatan, iki farklı boyutta süsleme unsurları yerleştirilmiştir. Bu süslemelerden küçük olanların tepesinde, doğal görünümlü çiçekli dallar yer almaktadır. Kubbe göbeğindeki madalyonun çevresinde de kubbe eteğindekileri andırır süslemeler görülmektedir. Madalyonun ortasını dolduran perde motifini andırır süsleme, her biri içine birer çiçek motifi işlenmiş, yatay dikdörtgen şekilli bir dizi kartuşla çevrilidir.

Yapının iki yanında birer tabhanesinin (Mutfak) bulunduğu nakledilmektedir. Ancak bu yapılar günümüzde mevcut değildir.

Cami ve medresenin giderleri kaynak üretmek için; 1489, 1528 ve 1613 yıllarında, Edirne’de dükkanlar, hamam kira gelirleri ile köyler vakfedilmiştir.