Divan Meydanı ve Yapıları

12
Görüntülenme

Bu meydan, birinci alay meydanının kuzey yönünde bulunurdu. Bu meydana alay meydanının (Divan) kapısından ve dış meydandan da baltacılar kapısı yolu ile geçilirdi. Bu meydana dahil olan yapılardan Darüssaade ağası, baş kapı gulâmı ve Harem Ağaları daireleri bu meydanın doğusunda bulunup, bulundukları küçük meydana “haremin” veya “çadırlı kapı” denilen dış kapısından girilirdi. Mumcular dairesinden itibaren kuzeye doğru uzanan duvar divan meydanının batı sınırını oluşturur ki duvarın üstünde “Alay köşkü” ve meydan tarafında da “baltacılar” koğuşları vardı. Kubbe Altı, Hazine-i Hümayun, Hazinedar, Hazine veznedarları, Hazine yazıcıları dairelerinin birer cepheleri de bu meydan tarafına bakardı.

Divan kapısı

Mumcular dairesinden kubbe altına giden gölgeliğin ortasında 4,5 m yüksekliğinde dört ahşap sütuna dayanan 6 m boyunda ve yaklaşık 7 m eninde çatının altındaki kapı “divan kapısıydı”. Kapı saçağının tavanı zengin ve renkli bir tarzda kaplanmış olup üzeri kurşun döşeli ve yaldızlı bir alem vardı. Kapıdan divan meydanına çıkılınca, kapının iki tarafında sekiz köşeli 5 m yüksekliğinde ve 4 m eninde çatısı kurşun ile döşeli ve tepeleri yaldız işlemeli, nöbetçi baltacılarla kapıcılara (Bevvaban) mahsus odalar bulunurdu. Bu kapı ile karşısındaki çadırlı kapının koruması baltacılara aitti.

Kubbe altı

Divan başkanı ve vezirler kubbe altında toplanırlardı. Günümüzde “Bakanlar Kurulu” olarak adlandırabileceğimiz bu toplantılardan padişahlar, Gedik Ahmed Paşa’nın sadrazamlık döneminde çekilmişlerdi. Padişahlar bu dönemde Kubbe altına bakan ve cephesi sık bir kafesle örtülü yüksek bir mekana (mahfile) çıkmışlar ve toplantıları buradan takip etmişlerdi. Edirne sarayındaki Kubbe Altı, Topkapı Sarayındaki Kubbe Altı dairesi kadar büyük ve gösterişli olmasa da yine de sarayın özenle inşa edilmiş ve süslenmiş bir parçasıydı.

Kubbe altı 14 metre boyunda ve 10 m eninde kurşun kaplı bir çatının altında 12 m boyunda, 7 m eninde bir odaydı. Çatı, odanın duvarlarını 2,5 m genişliğinde bir saçak halinde aşarak 12 adet ahşap sütun üzerine dayanırdı. Çatının 2,5 m genişliğindeki saçağına karşılık gelen divan odasını o genişlikte bir dehliz çevirirdi. Divan odasının Alay Meydanı’na bakan kapısı bu dehlizin ortasına açılırdı. Padişah kafesi bu kapının karşısındaki duvarda odanın zemininden 4,5 m yüksekliğindeydi. Padişah odasının (Mahfil) vezirlerin toplandığı yere bakan inşa şekli, olan biten her şeyi ve girip çıkanı görmeye uygun yapılmıştı. Bunun bir maksadının olduğu açıktır. Bu konuda akla gelen en geçerli sebep hükümet başkanı olan padişahın toplantıya müdahale etmemesiydi. Divan odasının içi doğu tarzında özenle nakış edilmiş ve döşenmişti. Çatının kubbe şeklinde olan merkezinden sarkan yaldızlı bir zincir ile bir altın topa tutturulmuş beş tuğ asılıydı.

İç Hazine

Kubbe altının doğu tarafında bulunan iç hazine tamamen kâgir ve kurşun kaplı çatısı iki kubbeli idi. 23 m boyunda ve 10,5 m genişliğinde olup, Alay meydanına bakan cephesinde 23 m boyunda ve 4 m genişliğinde bir sundurma vardı. Hazinedar-ı Padişahi, Veznedar, Yazıcılar odaları iç hazine bölümünün arka tarafındaydı.

Darüssaade Ağası Dairesi ve Harem ağaları koğuşları

Darüssaade Ağası dairesiyle, baş kapı gulamı ve Harem Ağaları daireleri, Osmanlı saraylarının özel yer tutan bir kısmını temsil eden bölümlerdi. Darüssaade ağaları protokolde Sadrazam ve Şeyhülislamlara denk gelen bir yeri olmakla beraber doğrudan doğruya Padişaha bağlı oldukları için hükümete karşı sözü geçen bir konumda idiler. Darüssaade Ağaları gibi Babüssaade Ağaları, Silahdar Ağalar ve Hazinedar Ağalar gibi saray halkının yüksek mevkili kişileri idi. Darüssaade Ağasıyla harem Ağaları Harem-i Hümayun (Padişah hareminin) kapısının civarındaki dairelerde oturuyorlardı.

Darüssaade Ağası Dairesi

Darüssaade ağası dairesi 21 m boyunda, 15 m genişliğinde bir çatının altında 8 oda ve 4 kurnalı bir hamamdan ibaretti.

Harem Ağaları Koğuşları

Harem ağaları koğuşları Darüssaade ağası dairesinin bitişiğinde 2 büyük koğuş, 1 hamam ve 1 çamaşırhane ile ayrıca bir çatı altında abdest musluklarıyla helalardan oluşan beş farklı daireden oluşurdu. Koğuşlar 50 m boyunda ve 15 m genişliğinde kurşunlu bir çatı altında dört katta 64 odandan ibaretti. Odalar 2,5 m boyunda ve 2,5 m genişliğinde tavanları basık birer küçük odaydı.

Baş Kapı Gulamı Dairesi

Harem ağaları koğuşlarının karşısında 24 m boyunda ve 12 m eninde kurşun örtülü bir çatı altında 8 oda ve baş kapı gulamı dairesi ve civarında da bir mescit vardı.

Camlı oda

Ağalar mescidinin mihrabı civarında “Camlı odalar” denilen 23 m², çatısı kurşunlu ve dört bir yanı camlı büyük pencerelerden vücuda getirilmiş Harem Ağalarının okulu olan bir bina vardı.

Alay Köşkü

Mumcular dairesi köşesinden kuzeye doğru uzayan duvarın üzerine 320 m mesafede, duvar ile birlikte 1612 (H.1021) tarihinde Sultan I. Ahmet Han tarafından inşa ettirilmişti. Kasrın batı cephesindeki meydan Sırık Meydanı adıyla da bilinirdi. Ortasında düzgün bir set halinde bir namazgah vardı. Bu namazgah 1612 (H.1021) tarihinde yapılmıştı. Namazgahın kıble yönünde olan, cephesi namazgaha mihrab olarak inşa edilen büyük ve muntazam çeşme ise bu set ile birlikte yapılmayıp 1678 (H.1089) yılında da Sultan IV. Mehmet emriyle yaptırılmıştı. Kornişleri ve diğer süslemeleri tamamen bu çeşmeye benzeyen bir diğer mermer çeşme de Topkapı sarayının “Valide taşlığında” kitabesine göre 1667 (H.1078)tarihinde inşa edilmişti.

Alay köşkü, yıldırım düşmesi sonucu tamamen yanmış olduğundan 1730 (H.1143) tarihinde Edirne Bostancıbaşısı Kavaklı Ali Ağa tarafından yeni baştan yaptırılmıştı. Üst katta iki oda ve büyük bir divanhane ile bazı ilave yapılar ve alt katta da 3 oda, büyük bir mermerlik ve abdesthane gibi ek yapılardan oluşurdu.

Kasrın Sırık meydanı tarafındaki duvara 3,5 m genişliğinde bir kapı konulmuş olup, iki mermer sütuna dayanan ve sultan odasının çıkmaları altına gelen yerde bulunurdu. Kasrın Divan meydanı tarafında taştan bir merdiveni olup kapısı bu merdivenin giriş sahanlığına açılırdı.

Alay Köşkü, bahçesinde Yaseminlik köşkü adıyla bilinen sekiz köşeli ve etrafı tamamen camlı büyük bahçeler ile yapılmış, zemini mermer döşeli küçük bir bahçe olup, Sultan IV. Mehmet’in çok sevdiği yasemin çiçekleri ile köşkün etrafını donattığı yerdi. Edirne’de Selimiye camii hatiplerinden ve saray hocalarından Arapzade Abdurrahman Efendiye ait olan bir belgeye göre Sultan IV. Mehmed’in naaşı bu yaseminlik köşkünde yıkanmıştı.