Sarayın son anları

Edirne'nin 425 yıllık tarihine, bir imparatorluğun tüm kararlarına şahit olmuş, büyük bir saray tarihe karıştı.

14
Görüntülenme

Osmanlı-Rus savaşında Edirne’nin işgal edileceği anlaşıldığından 19 Aralık 1875 tarihinde gece 23.00 civarında Müftü efendi ve dini liderleri ve diğer Müslim ve gayrı Müslim ileri gelenlerini vilayet binasındaki odasına davet ederek Rusların Edirne’yi işgal etmeleri olasılığından ve aldığı emre uyarak İstanbul’a gideceğinden bahseder. Asayişin sağlanması için ahaliden güvenlik ile ilgili düzen oluşturmalarını tavsiye etmiştir.

Bu toplantıda bulunan Rum ileri gelenlerinden Edirneli Mancanidis efendinin anlattıklarına göre ve saat 11:30’a doğru top atışı seslerine benzer sesler duyulmuş ve toplantının yapıldığı vali odasının saraya bakan pencerelerinin bazı camları kırılmış ve sarayın orta kapısı civarı yanmaya başlamış ve koyu dumanlar gökyüzüne yükselmeye başlamıştır. Toplantıda bulunanlar pencerelerin önüne gelip seyrederlerken Cemil Paşa sarayda bulunan cephanenin düşmanın eline geçmemesi için tutuşturulmuş olması ihtimalinden bahsetmiş ve söndürülmesi için gidilecek olur ise mermilerin ve barut fıçılarının patlamasından dolayı tehlikeli olacağını söylemiş ve bir süre sonra daireyi terk etmiştir.

Vilayet dairesine yeni gelen ve yukarıya çıkmakta olan Müşir Ahmed Eyüp Paşaya merdiven başında rastlamış ve birlikte vilayet dairesinden çıkarak istasyona gitmişlerdir. “Bu karşılaşma sırasında Ahmed Eyüp Paşa’ya karar gereğince cephaneliğin ateşlendiği cevabını vermiştir.”

Toplantıda hazır bulunanlardan merhum Rasim beyin ifadesinden Şevket Bey’in anlattıkları kayıtlarda şöyle geçmekteydi:
“Patlama ve yangının şehri tehdide başladığından yangını söndürmek için saraya gidenler yangın mahalline yaklaşamamışlardır. Şehirden arabalar ile Havsa üzerinden İstanbul’a göç eden halktan bazı insanlardan, sarayda meydana gelen patlamaların Havsa civarından duyulduğu anlatılmıştır. Bu ateş Kum kasrına ve Cihannümâya sıçramış dehşetli sesler, dumanlar ve korkunç alevler içinde bu büyük âbide üç günde mahvolmuştur. Yangın Bâbüssaade civarından yayılmıştır.

Edirne’nin geri alınışından sonra da sarayın harabesi üzerinde Vali Rauf Paşa tarafından yangından zarar görmeyen veya harap olan bölümlerin çinileri ve bazı değerli parçaları sökülerek yabancılara verilmiştir. Bu arada üzerleri işlemeli üç adet bakırdan yapılmış hamam kurnası konsolosa verilmiştir. Edirne’nin ileri gelenlerinin söylediklerine göre eşyalar (27 sandık) bu şekilde yabancılara gönderilmiştir. 1883-1884 tarihlerinde kışlaların ve askeri binaların inşaatında kullanılmak üzere padişahın emri üzerine kalan bütün duvarlar temellerine kadar sökülerek alınmıştır.”