Abdurrahman HIBRİ

Asıl adı Abdurrahman olup, sonradan döneminin kurallarına uyarak "büyük bilgin, hoca ve mürekkep satıcısı" anlamına gelen "Hibrî" mahlasını almıştır.

24
Görüntülenme

Tarih yazarlarımız ondan Molla Hıbrî, Abdurrahman Hibrî Çelebi veya sadece Hibrî Çelebi şeklinde de söz ederler. Babası, Edirne’nin ileri gelen müderris ve kadılarından
“Salbaş” lakabıyla tanınmış Habbaz Ekmekçizade Hasan Efendi’dir.

Mayıs 1604 yılında Edirne’de doğmuş olup, çocukluk yıllarını burada geçirmiştir. İlk öğrenimini de Edirne’de gören yazarımız yüksek medrese öğrenimini İstanbul’da tamamlayıp belli basamakları atladıktan sonra hocalık sınıfına geçmiştir.

Hibrî, önce Edirne Emir Kadı, sonra da 1636 sıralarında Dimetoka’daki Oruçpaşa medreselerine müderris olmuştur. Daha sonraları Eylül 1639’dan itibaren sırasıyla Edirne İbrahimpaşa, Saraciye, Eminiye, Taşlık, Câmi’i Atik ve Üç Şerefeli medreselerine ve nihayet 1658 yılında da Dârü’l Hadis’e müderris olmuştur.

1658 yılında vefat etmiş ve Edirne’nin Yıldırım semtindeki kabristana defnedilmiştir.

Eserleri

Hibri, sadece tarihçi değil, aynı zamanda güçlü bir biyograf ve şairdir. Eserlerinin hepsi el yazmasıdır.

1- Hadaikü’l Cenan (Cennet Bahçeleri)
2- Enisü’l Müsamîrin (Gece Sohbetçilerinin Dostu)
3- Defter-i Ahbar (Haberlerin Defteri)
4- Tarih-i Feth-i Revan
5- Tarih-i Feth-i Bağdat
6- Riyâzü’l Arîfîn Fi’l-ahâdis’l Erbain
7- Evkat-ı Hamse’ye ait risale
8- Dîvançe
9- Mevâsik-i Mesâlih

Kaynakça: Yrd. Doç. Dr. Ratip Kazancıgil | Yöre dergisi Sayı: 10