2. Rus İşgali

1877-78 savaşının bir sonucu olarak Edirne, bir iç ili vasfını kaybederek bir serhad şehri haline gelmiştir. Bu sebeple geleceği tayin edilmiş olan Edirne, bundan böyle bir serhad şehri ve Doğu-Avrupa'da Türk hâkimiyetinin en son kalan ileri karakolu sıfatiyle olayların akımına göğüs germek, kaderin cilvelerine katlanmak zorunda kalacaktır. Bundan sonraki yıllarda Edirne kuvvetli bir sınır kalesi haline getirilmeye çalışılmıştır.

72
Görüntülenme

93 Harbi

Edirne’nin başına ikinci bir işgal felâketi, 1878 yılı başında gelmiştir. Bu tarihte Osmanlı devleti, yine Ruslarla bir savaşa tutuşmuştur. Rusya öteden beri Osmanlı İmparatorluğu içinde yaşayan Hristiyanları himayesi altına almak suretiyle Türkiye’yi çökertmek ve mirasına konmak emelini gütmektedir.

Sırplar, Karadağlılar ve Bulgarlar yüzünden Babıâli üzerine baskı yapmaya başlamış, bu yolda Avrupa’nın büyük devletlerini kendine yardımcı bulmuştur. Amacı bu memleketleri Osmanlı İmparatorluğundan koparmak ve kendi nüfuzu altına almaktır. Devletin bağımsızlığı ve toprak bütünlüğü, şeref ve haysiyeti ile bağdaştırılması mümkün olmayan bu istekleri Babıâli reddedince 1877 Nisanında savaş ilân eder ve üstün kuvvetlerle Tuna boylarını istilâya başlar.

Ruslar İlk sene fazla bir başarı kazanamaz ve özellikle Plevne önünde uzun zaman duraklar. Sonunda Plevne, herkesçe bilinen kahramanca bir müdafaadan sonra, 10 Aralık 1877’de düşer. Bu arada Ruslar, cüretli bir ileri hareketle Şıpka geçitlerini işgal etmişler ve Süleyman Paşa’nın bütün gayretlerine ve hücumlarına rağmen, orada tutunmayı başarmışlardır.

Edirne’de Savaş Hazırlıkları

Plevne’nin düşmesinden sonra askerî hareketler, Balkanların güneyine intikal etmişti. Bundan dolayı Edirne’nin önemi artmıştı. Daha savaşın başında 40.000 kişilik bir ihtiyat kuvvetinin bu şehirde bulundurulması düşünülmüş, fakat mümkün olmamıştı.

Tuna şark ordusu komutanı Süleyman Paşa, Sofya ve Balkanlardaki diğer kuvvetleri Edirne’de toplayıp Ruslara karşı burada durmayı ve Edirne’yi ikinci bir Plevne haline getirmeyi düşünüyordu. Fakat savaşın başından beri devam eden İstanbul’un müdahalesi buna engel oluyor ve Balkanları müdafaa etmek zorunda kalıyordu. Kendisi esas ordu İle Filibe civarında kalıyor ve Rusların geçen mevsimde işgal etmiş oldukları Şıpka geçitleri önünde kuvvetli mevziler ve tahkimat yapılarak buranın müdafaası Veysel Paşa’ya bırakılmış bulunuyordu.

Plevne’nin düşmesinden sonra Ruslar vakit kaybetmeden ve kışın şiddetine aldırmadan İstanbul üzerine yürümek için harekete geçtiler. Şıpka geçitlerini Veysel Paşa komutasında bir kolordu müdafaa ediyordu. Kuvvetli mevzilere karşı cepheden hücum etmeyi göze alamayan düşman, iki yanından çevirmek suretiyle Veysel Paşa kuvvetlerini imha etmeye karar verdi ve iklim ile arazi şartlarının bütün elverişsizliğine rağmen buna muvaffak oldu. Veysel Paşa 9 Ocak 1878’de, henüz elindeki kuvvetin üçte ikisine yakın bir kısmını muharebeye sokmadan bütün ordusu ile teslim oldu.

Ruslar hemen ileri hareketlerine devamla üç koldan Edirne üzerine yürüdüler. Şıpka ordusunun teslimi günü muharipler arasında, epeyi zamandan beri beklenen antlaşmanın gerçekleştiği ilân olunmuştu. Fakat Ruslar mütarekeyi dinlemediler. Geri kalan Osmanlı ordusuna ki Süleyman Paşa komutasında Filibe yakınlarında bulunuyordu bir darbe vurmadan ve hiç olmazsa Edirne’yi ele geçirmeden mütarekeye yanaşmıyacakları, vakit kazanmak istedikleri görülüyordu.

Antlaşmayı geciktiyorlar ve oyalıyorlardı. Gerçekten de Süleyman Paşa, artık Edirne’ye çekilmek imkânı kalmadığını gördü ve son defa şansını denemek üzere Filibe civarında General Gurko ordusuyla bir meydan muharebesi yapmaya karar verdi. Bu muharebede bozulan Süleyman Paşa ordusu, güç halle kendisini Karaağaç ve Gümülcine taraflarına attı (22 Ocak).

Rus orduları Başkomutanı Grandük Nikola, General Gurko’nun Filibe muharebesini kazandığı haberini alır almaz, Osmanpazar ile Rusçuk arasında ve özellikle Razgrad taraflarında hala ayakta duran büyük Osmanlı kuvvetlerinin yaratabileceği tehlikeyi göz önünde tutarak, mümkün mertebe çabuk Edirne’yi işgal etmek ve hemen oradan süvariyi İstanbul’a doğru sürmek ve Osmanlı başkentinin surları önünde barış şartlarını dikte ettirmek kararını verdi. Bu maksatla Hassa süvari tümenini derhal Edirne’ye yollaması için Genaral Gurko’ya emir verdi. Gurko’nun piyadesi de 23 Ocak gününden itibaren Filibe’den Edirne’ye doğru yürüyüşe geçti.

Edirne’nin II. Rus İşgali

O günlerde Edirne’de Ahmet Eyyüp Paşa komutasında 8000 asker vardı. Mehmet Ali Paşa komutasında Yanbolu’dan gelecek birlikler beklenmekte idi. Fakat Mehmet Ali Paşa, Edirne’ye yaklaştığı sırada Süleyman Paşa’nın Filibe yenilgisini öğrenince hemen istikametini değiştirerek İstanbul’a doğru yol almaya başladı. Bunun üzerine Ahmet Eyüp Paşa da şehri tahliye etti. Esasen Ahmet Eyüp Paşa ile vali Cemil Paşa’ya, şehrin ileri gelenleri marifetiyle teslim edilmesi için İstabnul’dan emir gelmiş bulunuyordu.
Böylece Edirne, 20 Ocak 1878 günü birkaç Rus süvari bölüğüne teslim edildi. Çok geçmeden arkasından gelen diğer kuvvetlerle Ruslar şehre yerleştiler ve birkaç gün sonra genel karargâhlarını buraya naklettiler.

Böylece Edirne, ikinci defa ve yine müdafaa edilmeksizin Ruslar tarafından işgal edilmiş oluyordu. Grandük Nikola’nın ifadesine göre Edirne kalesinin durumu o derecede mükemmel idi ki eğer Türkler burada bir müdafaa kurmuş olsaydılar, düşmanı en az Plevne önünde olduğu kadar uğraştırabilirlerdi.Bu arada Kızanlık’ta başlamış olan barış müzakereleri, Edirne’ye ve en sonunda Ayastefanos (Yeşilköy)’a ulaştı.

Neticede imzalanan Ayastefanos anlaşması, Tuna’dan Ege denizine kadar uzanan büyük bir Bulgaristan vücuda getirmek suretiyle, Avrupa’daki Osmanlı topraklanın ikiye bölüyordu. Ayastefanos anlaşmasını onaylayan Berlin antlaşması, bu saçma duruma bir son vererek Bulgaristan’ı etnik hudutlarına çekmiş ve Doğu-Rumeli adiyle imtiyazlı bir vilâyet teşkil etmek suretiyle de Osmanlı nüfuz ve egemenliğini mümkün olduğu kadar kuzeye doğru genişletmiştir.