Edirne’de Sosyo Ekonomik Yapı

Edirne, Osmanlı imparatorluğu döneminde yetiştirdiği ürünleri ile İstanbul'un gıda ihtiyacını karşılayan bir tarım merkezi haline gelmiştir.

64
Görüntülenme

Uygun coğrafi konumuyla Edirne, tarihinin her döneminde ekonomik açıdan canlı ve hareketli bir kent olmuştur. Edirne, Osmanlı Dönemi’nde önemli bir merkezdi. Edirne’nin bu konumu, bir dönem Osmanlı Devleti’ne başkentlik yapması ve geniş bir alana yayılan idari fonksiyonlarla donanmış olması kadar; bereketli topraklarında yetiştirilen tahıllarla İstanbul’u beslemek ve Avrupa ile Anadolu arasında önemli bir ticaret ve konaklama bölgesi olmak gibi ekonomik fonksiyonları yerine getirmesinden de kaynaklanıyordu.

Vakıf yolu ile kurulup yönetilen imaret sistemi, Edirne’nin bir kent olarak kuruluş ve gelişmesinde temel rol oynarken, ekonomik hayatın canlanmasında ve gelişmesinde de ana etken olmuştur. Bu sistemle Edirne, kısa sürede dini yapılarla birlikte, çeşitli han ve çarşılarla büyük bir ticaret merkezi haline gelmiştir. Kentin ekonomik açıdan gelişmesi, başkentin İstanbul’a taşınmasından sonra da sürmüştür.

XVII. yy’da kentte 60 kadar işhanı ve bir o kadar da çarşı bulunmaktaydı. Edirne, yalnız transit ticaretinin merkezi olmakla kalmamış, aynı zamanda bir sanayi merkezi haline de gelmişti. İpekli dokumacılık, şarapçılık, mandıracılık, saracıye, basmacılık, boya sanayi, gülyağı, sabun, araba, tahtı revan ve silah imalathaneleri ile Edirnekâri denilen oymacılık, cilt ve kitap işçiliği bu sanayi kolları arasında sayılabilir.

Osmanlı Dönemi’nde, iş ve ticaret merkezleri olarak yaptırılan çarşı ve hanlar sanat yönünden de büyük değer taşımaktadır. Bunlardan Çelebi Mehmed’in 4 kapılı, 14 kubbeli Bedesten’i, II. Murad’ın yaptırdığı XVII. yy.’da yıktırılan Eski Bedesten’i, Kurşunlu ve Tahıl Hanları, III. Murad’ın yaptırdığı 73 kemer ve 124 dükkanlı Arasta, sonradan yıktırılan Yemiş Kapanı, Büyük ve Küçük Rüstem Paşa hanları ile Taş Han (Sokullu Mehmet Paşa Hanı), Semiz Ali Paşa’nın 976 kemerli, 6 kapılı Ali Paşa Çarşısı sanat eseri olarak anılmaktadırlar.

Ahilik, tüm Osmanlı kentlerinde olduğu gibi Edirne’de de kent ekonomisini düzenleyen en önemli örgütlerden biri olmuştur. Önceleri “debbağlar”, “saraçlar” ve “kunduracılar”ı kapsayan bir kurum olarak ortaya çıkan Ahilik, zamanla tüm esnaf ve sanatkârları kapsayan bir kuruluş haline gelmiştir. Ahilik, II. Murad dönemine kadar sürmüş, daha sonra yerini Lonca örgütlerine bırakmıştır. Bu her iki örgütlenme biçimi de esas olarak üretimde standartlaşmayı, üretilen malı pazara sürmeyi, aynı malın aynı fiyatla satılmasını ve kalitede birliği sağlamayı ve esnaf ve sanatkârlar arasında birlik, beraberlik ve dayanışmayı hedeflemiştir.

Edirne, bütün tarihi boyunca esas olarak ekonomisi tarıma dayalı bir kent olagelmiştir. Toprak ürünleri ve ona bağlı vergilerden Edirne, yaklaşık 2 milyon akçaya yakın gelir toplamaktaydı. Bu gelirler 21 parça hâs olmak üzere mukataa’ya bağlanmıştır. Bunlar arasında Edirne zeameti, ihtisap, yemiş ve un kapanları, mum hane, buzhane ve ağnam mukataaları en önemlileriydi.

Edirne’de ekonomik hayat, XVIII. yy’la birlikte canlılığını kaybetmeye başlamıştır. Bunda temel etken, imparatorluğun bir bütün olarak çözülme sürecine girmiş olmasıdır. Ne var ki Edirne’nin ekonomik hayatının sönükleşmeye başlamasında 1746 yangını ile 1752 depreminin de önemli rolü olmuştur.

XIX. yy, Edirne’nin ekonomik hayatı bakımından çelişkili bir yüzyıl olmuştur. Bir yandan, savaşlara sahne olması, biri yüzyılın ilk yarısında, diğeri de ikinci yarısında olmak üzere iki kez Rus işgaline sahne olması ve bir veba salgını yaşaması, kentte ekonomik hayatı felce uğratır ve nüfus azalmasına neden olurken, diğer yandan 1869-1870’te İstanbul’u Edirne üzerinden Avrupa’ya bağlayan ünlü “Şark Demiryolu’ nun açılması ve 1894’te İstanbul’u Gümülcine üzerinden Selanik’e bağlayan demiryolu hattının hizmete girişiyle yeni bir gelişme, canlanma potansiyeline sahip olmuştur.

Bu gelişmeler, ekonomide birleşik ve çelişkili oluşumlara neden olmuş, yaygın olarak el sanatlarına dayalı sanayii körelmiş, sanayi ve ticaret azınlıkların eline geçmiş, buna rağmen tarım kesimi canlılığını büyük oranda korumuş, İstanbul’un tahıl ambarı ve mandırası olma konumunu sürdürmüştür.

XIX. yy.’da Edirne’nin tarımsal yapısı günümüze göre daha büyük bir çeşitlilik gösteriyordu. Örneğin Trakya’nın ünlü şarapları XIX. yy’ın ikinci yarısında dünyanın belli başlı şarap üreticisi olan Fransız pazarını bile tutmuştu.
Aynı şekilde Paris’te açılan sergilerde Edirne ipeklileri, Bursa ipeklisinden ayırt edilemiyordu.

XIX. yy’da Yunanistan ve Romanya’nın bağımsızlıklarını kazanarak Osmanlılardan ayrılmaları ile sonuçlanan Balkanlar’daki ulusal hareketler XX. yy.’da da sürdü. Bu iki ülkeyi Bulgaristan izledi.

Balkan savaşı, I. Dünya Savaşı ve Kurtuluş Savaşı sırasında Yunan işgali ile Edirne Ekonomik bakımdan tümüyle durgunluğa girdi.