Tarih Öncesi Dönem

Elde edilen bulgular, Edirne ve çevresinin Neolitik çağdan Tunç çağına kadar geçen sürede Balkanlar'da ve Trakya'da rastlanan Neolitik Karanovo kültürü etkisi altında kaldığını göstermektedir.

36
Görüntülenme

Milattan önce Edirne

Edirne’nin yazılı tarih öncesi dönemlerini gün ışığına çıkaran ilk araştırmalar, 1936’da Türk Tarih Kurumu’nca, Arif Müfid Mansel yönetiminde başlamıştır. Bu araştırmaları, 1959 yılında yine Türk Tarih Kurumu’nca düzenlenen Şevket Aziz Kansu yönetimindeki araştırmalar izlemiştir.

1979 yılından itibaren ise Prof. Dr. Mehmet Özdoğan başkanlığındaki ekibin, Edirne ve çevresinde yapmış olduğu araştırmalar ve 1995 yılından itibaren de başta Trakya Üniversitesi Arkeoloji bölümünün olmak üzere birçok üniversitemize bağlı Arkeoloji bölümlerinin gene bu bölge de yapmış olduğu kazılar neticesinde bölgenin kültürel süreci belirlenmeye çalışılmıştır.

Elde edilen bulgular neticesinde, Edirne ve çevresinin Neolitik çağdan Tunç çağına kadar geçen sürede Balkanlar’da ve Trakya’da rastlanan Neolitik Karanovo kültürü etkisi altında kaldığı gözlemlenmiştir.

Edirne ve civarında yapılan, Edirneli Arkeolog ve Antropolog Şevket Aziz Kansu yönetimindeki araştırmalar, yazılı tarih öncesine ait olan ve “Çardakaltı Prehistorik istasyonu” diye adlandırdığı önemli bir yerleşim yerinin aydınlatılmasıyla sonuçlanmıştır.

Çardakaltı Prehistorik istasyonu, Edirne’den Sarayakpınar köyüne giderken Eski Asker Hastane ile Avarız köyü arasındaki bölgededir.

Kazı çalışmalarında Prof. Dr. Kansu tarafından ilk kültür buluntusu olarak nitelenen keramikler bulunmuştur. Çardakaltı kültürünün M.Ö. 4000-3000 li yıllara ait olduğu zannedilmektedir.

Son Tunç çağı bitimi ile ilk demir çağı başlarında ise Balkan ve Anadolu kültürünün etkisi Edirne ve çevresinde birlikte görülmektedir. Bu dönemin en önemli kültür özelliği olarak Megalithik (İri Taşlardan yapılma) anıtlarını söyleyebiliriz.

Dolmenler

Dolmen kelimesi keltçe olup “Tolmen” taş masa anlamına gelmektedir.

Megalithik anıtları dolmen ve menhir olmak üzere iki ana başlıkta toplayabiliriz. Anıtsal mezar yapıları olarak tanımlanan dolmenler Edirne Istıranca dağları kesiminde yer alan Lalapaşa ilçesinde yoğunlaşmaktadır.

1960’lı yıllarda Prof. Kansu’nun Lalapaşa ve çevresinde yaptığı incelemeler sonucunda 19 civarında dolmen ve bir takım menhirler (dikilitaş)saptanmıştır.

1990’lı yılların sonlarında Prof. Dr. Mehmet Özdoğan ve ekibinin yapmış olduğu araştırmalar sonucunda 1998 yılı itibarıyla 118 adet dolmenin bölgede yer aldığı tespit edilmiştir.

Trakya’da dolmenler genellikle tepelerin ve alçak sırtların üzerinde dururlar. Düzlüklerde bulunanlara da rastlamak mümkündür. Bazıları ise gruplar halinde bulunurlar.

Trak dolmenleri tek odalı ve iki odalı olmak üzere iki ana gruba ayrılabilir. Her iki grubunda önünde dromos şeklinde bir giriş bölümü bulunmaktadır. Bazı örneklerde aynı tepe içerisinde birbirine paralel iki odalı dolmenler bazen de bir dolmenin çevresinde dikilitaşlar vardır.

Dolmenlerin üzeri çoğunlukla bir tümülüs ile örtülmektedir.

Tümülüsler

Tümüslerin ilk yapılış nedeni mezar amaçlıdır. Tümüsler Trak topluluklarının seçkin sınıflarının üyelerini temsil eden mezarlıklardır. Ölen kişilerin zenginliklerini korumak amaçlı yapılardır.

Tümülüslere yerleşim yerleri civarında rastlanılması oldukça doğaldır. Bu yapılar, genelde civara hakim tepeler ve sırtlar üzerinde bulunmakta ve bu suretle sahiplerinin zenginlik ve gücünü ilan etmektedir.

Günümüzde Tümülüsler, Trakya bölgesinde üç ana bölgede toplanmıştır. Bu bölgeler,Edirne-Kırklareli-Pınarhisar-Vize-Saray yolu olmak üzere birinci bölge, Ergene vadisindekiler ikinci bölge, Edirne-Uzunköprü-Keşan-Malkara-Tekirdağ istikameti olmak üzere üçüncü bölge şeklindedir.

Kaynakça: “Edirne’nin 600. Fethi Yıldönümü Armağanı” Kitabı | Ord. Prof. Dr. Besim Darkot | Türk Tarih Kurumu, Edirne, 1993