Traklar Dönemi

Thrak kelimesinin İon Lehçesindeki en eski şekline Homeros'un İliada destanında rastlanılmakta olup Thrake, Troialıların müttefikidir ibaresi görülmektedir.

27
Görüntülenme

Edirne’de Traklar

Coğrafi bakımdan da komşu bir ülke olduğu için, Thrake isminin bahsi Yunan mitolojisinde çok sık geçmektedir. Odysseia’da ise, bu ad yalnız M.Ö VIII.’yy da Threkendes olarak yer almaktadır. Bunun dışında bütün yazılı kaynaklarda, Thukydides ve Heredotos’da “Thrake, Thrax, Thrassa, Thratta, Thraix, Thraks” olarak geçmektedir. Esas şeklin Thrakes olduğu kabul edilmektedir.

Mitolojide ise Thrake, Okeanos ile Parthenone’nin kızıdır. Adını Thrakia bölgesine, kızkardeşi olan Europede adını Avrupa kıtasına vermiştir.

19. yy. da yaşamış, Abdüllatif Suphi Paşa’nın “Tekmilet-ül iber” adlı eserinde, Trakya’nın en eski adının, Nuh Peygamber’in oğlu Yasef’in sekizinci oğlu olan Trasi’den geldiği yazmaktadır. Nuh tufanı sonrası dört bir yana dağılan Yasef’in oğullarından Trasi’nin, Rumeli bölgesine yerleşmiş olup, Trakya ve Makedonya eski halkının en büyük soy başlangıcının bu kişi olduğunu kitabında belirtilmektedir.

Trakyalılar uzun yıllar boyunca çok çeşitli milletlerden asimile olmuş etnik bir karışımdır. Günümüze kadar gelen belgelere göre, Traklar geç antik devre kadar, Kuzey Avrupa ırk tipinin oldukça kuvvetli bir temsilcisidir. Xenephones, Trakyalıların kızıl saçlı olarak söylenmelerine rağmen, onları açık renk saçlı ve gri gözlü olarak tanımlamaktadır.

Trak Kabileleri

Antik Çağ’da Trakya üzerinde 22 ya da daha fazla olmak üzere Trak soyundan kabile olduğu kabul edilmektedir. Kabilelerin ortak yönleri savaşa olan kabiliyetleridir. Birçok antik kaynak Trak kabilelerinin özellikle savaşçılık yönlerini dikkate almıştır. Eski kaynaklarda adları geçen başlıca Trak kabileleri:

Odrysler Trakya’da kudretlerinin zirvesinde olan en meşhur kabiledir. Geniş bir sahayı kaplamışlardır. Başlangıçta Tunca Vadisi’nde ve buradan sahile kadar olan bölgede oturmuşlardır. Trak kabilelerinin en büyüklerinden biri olan Odrysler Meriç’in Tunca ile birleştiği noktada bir şehir tesis etmişler, bu şehre Odrys kabilesine ithafen Odrisa yahut Odrysia denmiştir. Bu şehrin İmparator Hadrianus zamanında adı değiştirilmiş ve Hadrianopolis yani “Hadrian Şehri” ismini almıştır.

Kikoniler önemli Trak kavimlerinden olup, Heredotos bunlardan şöyle bahsetmiştir;
“Xerxes, Yunanistan’a doğru giderken geçtiği bütün yerlerden rastladığı ulusları orduya katılmaya zorluyordu”, ülkelerinden geçtiği Trak ulusları şunlardır; Paitiler, Kikoniler, Bistoniler, Sapailer, Dersailer, Edonlar, ve Satrailer. Deniz kıyısında olanlar donanmaya, karada oturanlar ise asker olarak zorla toplanıp kara ordusuna katılıyorlardı, yalnız Satrailer bunun dışında bırakılmıştı. Kikonilere Odysseia’da da rastlamaktayız; “İlyon’dan çıkarken bir rüzgar aldı beni, götürdü attı Istmasor’a, Kikonların kentine, yerle bir ettim ben orayı, öldürdüm Kikonları, aldım karılarını, mallarını bütün, ve onları bir güzel pay ettim.. .”

Bessi’ler Trak kabilelerinden en güçlülerinden biridir. Geç devirlere kadar özelliklerini korumuşlardır. Meriç, Rodop ile Haimos arasındaki derin vadilerde oturmuşlardır. Heredot bunların tanımını şöyle yapmaktadır:

“Satrailer (Bessi kabilesinin bir klanı) bizim bildiğimiz kadarıyla, bugüne kadar hiç kimsenin egemenliği altına girmemişlerdir; Traklar içerisinde günümüze değin özgür kalanlar yalnız bunlardır. Çünkü bunlar, yüksek dağ başlarında yaşarlar, derin kayalarla dolu, çeşit çeşit ormanlarla kaplı, karlarla örtülü dağlardır.

Apsinti‘ler Ainos’un (Enez) doğusunda oturmuşlardır. Heredotos tarihinde de Apsintilerle ilgili bir pasaj bulunmaktadır:
“Miltiades, Khersonesos kıstağını kesmek ve Apsinthialılar’ın saldırılarına karşı korumak üzere Kardia ile Paktya arasına duvar çekmekle işe başladı. Bu geçidi kapattıktan ve Khersonessos’u Apsinthialıların saldırılarından kurtardıktan sonra Lampsakos’a yöneldi.” Heredotos’un başka bir anlatımında da;
“Atinalıların Khersonessos kuşatmasından kurtulan Oiobazos Trakya’ya kaçmıştı. Apsinth Trakları onu yakaladılar ve ulusal töreleri gereğince, yerli bir tanrı olan Pleistoros’a kurban olmak üzere kafasını kestiler. Yanındakileri de başka türlü öldürdüler.” şeklinde geçmektedir.

Ast‘lar Bizans’ın kuzey batısında oturan kabile. Astlar’la ilgili bir anlatıma Titus Livius’da rastlamaktayız. Onun anlatımına göre Astlar, Manlius’un yükünü yağma etmişlerdir. Ast kabilesinin merkezi bugün Kırklareli’nin bir ilçesi olan Vize’de lokalize edilmiş Bisye şehridir.

Binnai‘ler Meriç’in orta veya aşağı mecrasında oturanlardır.

Savaşçı Traklar

Heredotos:
“Yeryüzünde, Hintliler’den sonra, en kalabalık olanlar Trakyalılar’dır; bir tek adamın komutasında ya da tek iradeyle hareket etseler, hiç yenilmez ve bence, ulusların en güçlüsü ve en kalabalığı olurlardı. Ama onlar için imkansızlık buradaydı ve bu birlik hiçbir zaman kurulamadı; bunların zayıf yerleri burasıdır.”
demektedir.

Trakyalılar, antik kaynaklarda çok iyi birer savaşçı olarak belirtilmektedir. Öyle ki, M.Ö.480’de Xerxes, Trakya’nın bir parçası olan Bithynia’dan paralı asker toplamıştır. Burasının halkı da Trak kabilelerinden oluşmakta idi. Xerxes, Pers İmparatorluğu yanında Yunanistan’a saldırmak için bunlardan oluşturulmuş bu birliği kullanmıştır. Heredotos’un iddia ettiğine göre 60.000 Bithynialı bu akında görev almıştır. M.Ö.401’de Trakyalılar tekrar Pers saflarında görülür. Xenephon’un kayıtlarında Cunaxa savaşında Cyros’un yanında savaşan on binlere 40 Trakyalı süvari ile 800 yaya askerinin eşlik ettiği yazılıdır.

Trakyalılar İskit Ordusunda da görev almışlardır. Diodoros, 2000 Trakyalı ve 2000 Yunanlı askerin M.Ö.310’da Satyros ile birlikte Thateanslara karşı Thates Nehri savaşında görev aldıklarını belirtmiştir.

Traklar’ın savaşçılığını kanıtlayan diğer bir unsur da atlara büyük önem göstermeleridir. Birtakım süvarileri tasvir eden yüzlerce mezar taşı Traklar’ın ata verdikleri önemi göstermektedir.

Büyük İskender de Trakyalı paralı askerleri kullanma geleneğini devam ettirmiştir. M.Ö.334’de Granicos Savaşında, kendisinin sol kanadında Trakyalıları mevzilendirmiş ama, savaş boyunca iyi bir sonuç elde edememiştir.

Trakyalı süvarileri İskender’in Miletos’a yaptığı hızlı saldırıda da yer almışlardır.Ayrıca İskender’in Pisidialılara karşı yaptığı savaşta da Makedonya Ordusunun sol kanadını korumakla görevlendirilmiş mızraklı Trakya birliği kullanılmıştır. M.Ö.333’de Issos savaşında Giritli okçularla birlikte, aynı tugayda Trakyalı savaşçılara da yer verilmiştir.

İskender’in ardılları ve daha sonraları Roma İmparatorluğu zamanında da Trakyalı savaşçılar, ordularda paralı asker olarak kullanılmıştır.