Karaağaç’ta görülecek yerler

Karaağaç'ta görülmesi gereken yerlerin başında Lozan Anıtı gelmektedir, Yunanistan tarafından dahi görüldüğü söylenen bu anıt Lozan antlaşmasında kazanılmış zaferin anısına dikilmiştir. Eski Edirne Gar'ı ise demir ağlarla örülecek vatanın en batıdaki ucu olacaksa da konumu itibariyle bir türlü işletilememiş fakat tarihiyle önemli bir kanıt olmuştur. Karaağaç yolu üzerindeki Jandarma Şehitliğine ise Balkan Savaşı'ndaki 9 Türk Jandarmasının Bulgar birliklerini 3 saat boyunca son mermilerine kadar savaşarak durdurup, şehit olmaları üzerine bir anıt dikilmiştir. Karaağaç'taki evlere de bir göz gezdirmek gezinize tat katacaktır.

18
Görüntülenme
Karaağaç Eski Tren Garı, 2005 | Fotoğraf © edirneden.com

Suyun ötesine yolculuk

Lozan Anıtı ve Müzesi

Trakya Üniversite Rektörlüğü’nün Karaağaç’a taşınmasından sonra zamanın Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Osman İnci tarafından Lozan’ın simgelerinden biri olan Karaağaç’a bir anıt ve bir müze açılmasını ister. Anıt için en doğru tercih olan Karaağaç’ta üniversitenin yerleşkesine dahil olan Edirne Garı arazisi seçilir. Burada yer olacak olan anıt “Lozan Zaferini” ve müze de bu zaferin belgesel açıklamasının ispatı olacaktır. 1996 yılında alınan karar sonucu 1998 yılında Trakya Üniversitesi ile İnönü Vakfı temsilcileri ile 14 kişiden oluşan proje tasarımı ve çalışma ekibi ile ilk toplantısını 14.02.1997 tarihinde yaparak hızla çalışmalara başlanır. Proje tasarımı çalışma ekibi yaklaşık 15 ay süren çalışmalarında anıtın tasarımı, seçilen yere aplikasyona, çevre düzenlenmesi, aydınlatılması, kullanılacak malzemeler vb. gibi birçok konuyu etüt ederek projeyi tamamlamış ve yapım aşamasına getirmiştir. 15 ay süren bu yoğun proje çalışmaları neticesinde 29 Mart 1998 tarihinde anıtın temeli atılmış ve Lozan Anıtı 1998 yılında tamamlanarak 19 Temmuz tarihinde Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel tarafından açılmıştır.

Anıt, birbirinden bağımsız ve 45 derece açı ile saptanan 3 konsol üzerine oturmuş sütunlardan oluşmaktadır. Birinci sütunun yüksekliği 36.45 metre olup; Anadolu’yu, ikinci sütun yüksekliği 31.95 metre olup; Trakya’yı, üçüncü sütun yüksekliği de 17.45 metre olup; Karaağaç’ı simgelemektedir. Bu sütunları, 7.20 metre yükseklikte birbirine bağlayan beton çember, birlik ve beraberliğin sembolü olup, bu çemberin ön yüzünde yerleştirilmiş 4.20 metre boyundaki genç kız figürü; estetiği, zarafeti ve hukuku temsil etmektedir. Genç kız figürünün bir elindeki güvercin, barış ve demokrasinin, diğer elindeki belge ise Lozan Antlaşması’nın simgesidir. Anıtın ayaklarının yerleştirildiği yarım daire şeklindeki 15 metre yarı çaplı havuz ülkemizi çevreleyen denizleri temsil etmektedir.

Lozan Meydanı’nın hemen karşı tarafında yer alan Lozan Müzesi, eski istasyonun ek binalarından birisinde düzenlenmiştir. Müze binası, müdür odası ile üç sergi salonundan oluşan Lozan Müzesi’nde, özellikle İnönü Vakfı ve Türk Tarih Vakfı’nca temin edilen Lozan Antlaşması’na ait tarihi belgeler, kitaplar, antlaşmanın baş mimarı İkinci Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’ye ait özel eşyalar ve karikatürler sergilenmektedir. Lozan Müzesi, çalışma günlerinde 8.30-17.30 saatleri arasında ziyarete açıktır.

Karaağaç ve Edirne Garı

Osmanlı İmparatorluğunda l9. yüzyıl sonlarında yapımına girişilen, ancak çeşitli nedenlerle sonuçlanması geciken Rumeli Demiryolları güzergâhındaki önemli kentler için yaptırılan istasyon binaları, ilk kez İstanbul’da, Alman mimar August Jachmund tarafından gerçekleştirilen Sirkeci Garı’nı örnek alan bir topoloji oluşturmuşlardır. Bu örneğe göre gar binaları, hemen her zaman, tren hattına paralel, ince, uzun bir yapı olarak planlanmışlardır.

Filibe ve Edirne istasyonlarının tasarımını gerçekleştiren Mimar Kemalettin Bey’in Filibe Garı’nın tasarımında gösterdiği başarı, Şark Demiryolları Şirketi’nce kendisine Edirne Garlarının da ısmarlanmasına neden olmuştur. Selanik Garı, temelleri atıldıktan sonra, Birinci Dünya Savaşı nedeniyle yarım kalmış, Edirne Garı ise bitirildiği halde savaştan sonra demiryolu güzergâhı değiştirildiği için hiç kullanılmamıştır.

Edirne’nin yaklaşık beş kilometre güneybatısındaki Karaağaç Köyü’nün demiryolunun kuzey kenarında, hatta paralel olarak inşa edilmiştir. Binanın tasarımının muhtemelen 1912’de yapıldığı, inşaatının ise 1913-1914 yıllarında tamamlandığı bilinmektedir. Gar 1914’deki Birinci Dünya Savaşı nedeniyle kullanıma açılamamıştır. Savaş sonunda Osmanlıların Balkan topraklarını büyük ölçüde yitirmeleri nedeniyle, Rumeli Demiryolları’nın ancak 337 km’lik bir bölümü Türk sınırları içinde kalmış, bu arada Yunan toprakları içine doğru giren Karaağaç’taki Edirne Garı’na ulaşabilmek için Yunan sınırını geçmek zorunluluğu doğmuştur. Bu nedenle, 1929 yılında Şark Demiryolları Şirketi ile Alpullu’dan Edirne’ye kadar yalnız Türk topraklarından geçecek yeni bir hattın yapımı için anlaşmaya varılmışsa da, bu hat ancak çok yıllar sonra TCDDY tarafından gerçekleştirilmiş, böylece eski Edirne Garı, tamamen terkedilmiştir.

Türk-Yunan sınırına çok yakın bir konumda bulunan gar bir süre boş durduktan sonra, 1974 yılı Kıbrıs olayları sırasında bir ileri karakol görevi yapmış, 1977 yılında da yeni kurulan ve bugünkü Trakya Üniversitesi’nin nüvesini oluşturan Edirne Mühendislik ve Mimarlık Akademisine verilmiştir. Onarılıp içi yeniden düzenlenen bina bugün Trakya Üniversite Rektörlüğü olarak hizmet vermektedir.

Jandarma Şehitliği

1912-1913 Balkan Savaşı Edirne savunmasında, Meriç nehrinin güney batısındaki Maraş bölgesi ile güneyindeki Karaağaç bölgesi “Güney Cephesini” oluşturur. 5 aylık savunma süresince Bulgar ve Sırplar Edirne’yi alma yönünde bu cepheden sonuç almayı amaçlamışlardır.

Güney cephesinde birliklerimizin büyük bir çoğunluğunu teslim alan Bulgar birlikleri güneyden Karaağaç yönünden şehre girmeye başlarlar. Şehitliğin bulunduğu yere yaklaştıkları sırada Jandarma Karakolu ve çevresinde mevzilenmiş bulunan Türk Jandarmaları ve Güney cephesinden çekilen askerlerin ateşi ile karşılaşırlar. 9 Türk Jandarması Bulgar birliklerini 3 saat boyunca son mermilerine kadar savaşarak durdurmuşlar ve şehit olmuşlardır.

Ressam ve öğretmen olan Hasan Rıza Bey evinde eşi bulunmayan silah koleksiyonları ve eşsiz resimlerini yağmadan kurtarmak için evine gitmek istemiş, yolda Bulgar askerlerince yakalanmış, 28 Mart 1913 günü süngülenerek şehit edilmiştir. Türk tarihine ilişkin bir çok eşsiz tablosu bulunan Hasan Rıza Bey’in mezarı da burada bulunmaktadır.

Anıt, Bulgar işgalinden sonra, 1915 yılında Vali Hacı Adi Bey’in önderliğinde ortaya çıkan anıt fikrinin, mimar Talat Bey ve Fransız bir mühendis tarafından uygulanması ile ortaya çıkmıştır. Anıt Karağaç yolu üzerinde Söğütlük orman parkından hemen sonra yer alır.