Edirnekâri

Edirnekâri lake işleri ahşap, karton ve deri gibi malzeme üzerine boya ve cila ile yapılan motiflerin yer aldığı, teknik, özen ve yaratıcılık isteyen bir süsleme üslubudur.

89
Görüntülenme
Edirnekari | Fotoğraf © edirneden.com (2004)

El emeği, göz nuru: Edirnekâri

Edirnekâri, “Edirne işi” anlamına gelir. Edirnekâriyi 17. yüzyıldan 19. yy. kadar süren bir dönem içinde ortaya çıkan ve daha sonra tüm Anadolu’ya yayılan bölgesel bir ekol olarak kabul edebiliriz.

Edirnekâri lake işleri ahşap, karton ve deri gibi malzeme üzerine boya ve cila ile yapılan motiflerin yer aldığı, teknik, özen ve yaratıcılık isteyen bir süsleme üslubudur. Bu süslemeler natüralist çiçek, yaprak ve meyve motifleridir. Daha çok çeyiz sandıkları, yazı çekmeceleri, para kutuları, cilt kapakları gibi dekoratif eserler üzerine uygulanmıştır. Fon rengi olarak yeşil, açık mavi, kahve rengi, kırmızı ve açık sarı kullanılmıştır. Fon üzerine doğadakine çok yakın çiçek veya meyve motifleri işlenmiştir. Bu çiçekler bazen de bir vazo içinde veya belinden kurdele ile bağlı buketler halinde tasvir edilmiştir. Motifler üzerinde açık ve koyu renk tonları kullanılarak ışık ve gölge sağlanmıştır.

Edirnekârinin motif özellikleri

Osmanlıların 15.yy’ dan itibaren uyguladığı bu teknik ilk kez Edirne’de yoğun olarak uygulanıp İstanbul, Bursa, Diyarbakır, Erzurum gibi Anadolu kentlerine buradan yayıldığı için bu isimle anılmaktadır. Kapı, dolap kapağı, pencere kepengi gibi ahşap yapı elemanlarında oyma, kakma boyama tekniklerinin tek tek veya bir iki tekniğin bir arada uygulandığı görülen Edirnekâriler’de önceleri geleneksel hatai ve penç motifleri son zamanlarda da barok ve rokoko desenleri olarak kullanılmıştır.

Cilt kapaklarında Edirnekâri motif ve boyamaların kullanılmasının İranlı ustalar eliyle Osmanlı ülkesine girdiği sanılmaktadır. Saray nakkaşlığı ve tezhipçiliğine dayalı bir bezeme tekniği olmakla beraber yer yer halk sanatına yaklaşan daha serbest uygulanmış örnekleri de mevcuttur.Cilt kapaklarından başka çekmece, Sultan III. Murat dönemi ciltleridir. Yusuf Mısri, Ali El Üsküdari, Mustafa Nakşi bilinen Edirnekâri lake çalışmış cilt ve tezhip ustalarıdır. Ayrıca Hacı Ömer, Haşim Dede, Hacı İbrahim, Mehmed Vehbi, Şahzuvar zade Derviş, Ali Ül Nakşibeni-Er Rakım gibi isimlere de rastlamaktayız.

Edirne’de diğer yerlerde olmayan bir özellikte ahralı ve mühreli beyaz kağıtlarla kalın ve ince defter yapılıp bunların çiçek dalları veya buketleri ile süslenip memleketin her yerine ihraç edilmesidir, bunların kaplanma da el ile stilize çiçek resimleri, vazolu veya vazosuz çiçek buketleri yapılmaktaydı. Zamanında bu işle Edirne de pek çok ailenin geçimini temin ettiğini kaynaklardan öğrenmekteyiz.

17.yy.’ dan kalma sade, zarif ve mükemmel bezenmiş örnekler olan elliden fazla eser günümüze gelebilmiş; müzelerin koruması altına alınmışlardır. l5.yy’ a kadar stilize olan bitkisel süsleme 16 ve 17.yy’ lar da giderek yoğunlaşan bir natüralizm sonucunda kendine özgü bir karakter kazandı. 18. yy’ dan itibaren ise batı etkisi kendini gösterdi. Barok, Rokoko, Ampir üslûpları çiçek süslemelerini de etkisine aldı. Bu etki ile Türk sanatında şüküfe tarzı adını alan natürmort anlayışa bürünen bir çiçek süslemesi oluştu. Topkapı Sarayı harem kısmında bulunan Sultan III. Ahmet’in yemiş sofası süslemeleri ile Ali Üsküdari resim ve lakelerini bu üslubun en güzel örnekleri arasında sayabiliriz.

Edirnekâri motifler natüralist anlayışta yapılmış gül, lale, sümbül, şakayık, hanımeli, nergis, karanfil gibi çiçekler olup bunların yanı sıra bazen tabak içinde meyve kompozisyonları da yer alır.

17.yy da, yani erken dönem Edirnekâri motiflerde çiçekler daha çok tek başına basit buketler veya stilize çiçekli dallardan oluşur. 18.yy da ise motifler buketlere dönüşmüş çeşitli çiçekler vazo içinde veya sapından kurdele ile bağlı buketler halinde işlenmiştir. Geç dönem Edirnekari motifler 18.yy sonu ve 19.yy içine alır. Bu dönemden başlayarak Edirnekâri ‘nin tüm Anadolu da yaygın hale geldiğini, Barok, Rokoko ve Ampir motiflerle karıştığını görmekteyiz. Sadelikleri ve zarafetleri gitgide kaybolmuştur.

Edirnekârinin yapım tekniği

İlk olarak motiflerin işleneceği eser usta tarafından tezyinatsız olarak hazırlanır.

Örneğin; eser yüklük kapağı veya ahşap çekmece ise marangoz tarafından, cilt kapağı ise mücellit tarafından hazırlanır. Eserin süslenecek yüzeylerine nisadır ve üstübeç karışımı bir astar çekilir. Daha sonra eser fonu oluşturacak renge boyanır. Krem, bej, yeşil, açık pembe vb. gibi. Bu boyalar erken dönemde kök boyalardır. Geç devirde ise yağlı boyalar kullanılmıştır. Bu işlemden sonra fon boyasının üzerine süslemeler yapılmaya başlanır, önce motiflerin konturları çizilir. Daha sonra renklendirilirler. Nakışlar kuruduktan sonra son aşama olarak eserin üzerine lak adını verdiğimiz gomalak cila ince katlar halinde sürülerek boyalar korumaya alınır.

Tak ya da gomalak, Lak böceğinin reçinemsi salgısıdır. Başta Hindistan, Tayland ve Birmanya olmak üzere Güney Doğu Asya’nın hemen her yerinde yaygın olarak Akasya ve Sabun Ağacının genç dallarında yaşar. Lak sözcüğü Farsça ve Hintçe’de yüzbin anlamına gelen ve lak üretmek için gerekli böcek sayısının çokluğunu belirten sözcükten kaynaklanır. 1 kg. gomalak yaklaşık 32-200 000 böcekten çıkarılır. En iyi ürün ince dallar üzerinde biriken lakın Haziran ve Kasım ayları arasında toplanması ile sağlanır. Sıcak su ya da sodyum karbonat çözeltisi ile öğütülüp bir dizi işlemler sonunda gomalak elde edilir. Bu organik vernik uzun yıllar boyaların ve eserlerin korunmasını sağlamıştır.

Edirnekâriler yüzyıllardır süren yağmalamanın, ilgisizliğin ve bilgisizliğin kurbanı olmuşlarsa da 18.-19. yy’ a ait değerli bir kaç parça Edirne Müzesi’nde sergilenmektedir. Kalem kutuları, yazı çekmeceleri, saraf çekmeceleri, saatlikler, kavukluklar ve kitap kapları gibi bazıları da Topkapı Sarayı Müzesi ile İslam eserleri müzelerinde sergilenmektedir.

Müzelerde özel koleksiyonlarda özenle korunanlar dışındaki Edirnekâriler diğer kültür mirasımız gibi hızla yok olmakta, unutulmaktadırlar.