Süpürgecilik

Çoğu kesim tarafından bir temizlik aracı olarak görülse de süpürgecilik geçmişinde farklı değerler ve izler taşıyan bir sanattır.

23
Görüntülenme
Süpürgecilik | Fotoğraf © Bülent Öniz | 2007

Edirne’ye özgü bir sanat ürünü olarak süpürge gelişen teknoloji karşısında temizlik aracı olarak önemini yitirmekte olup geleneksel bir sanat ürünü olarak değerini korumaktadır. Geçmişte “Süpürgeciler Hanı” denen hanlarda oluşan küçük dükkanlarda süpürge üreten esnafı bugün bu yerlerde görememekteyiz.

Yapım Aşaması

Tarladan toplanan süpürge telleri süpürge yapımına uygun uzunlukta kesilir. Tohumları ve yaprakları ayıklanıp demetler haline getirilerek üretici tarafından borsada satışa çıkarılır. Üreticinin belirlediği fiyatlar üzerinden açık arttırma ile süpürge yapımcıları tarafından satın alınan süpürge telleri, kükürdün kolay işlenmesi ve yumuşak olması için su ile ıslatılır. Bu işle ıslama ya da tavlama denir.

Islatılan teller kükürt fırınına konur. 2-3 saat fırında kalan teller, bu işlemden sonra seçici (zahireci) tarafından; İnce ve cılız olanlar işlik, yolunan teller hurdalık, kalın telli olanlar zahirelik, sapları kısa ve uzun boylu teller tepelik olarak dört kısma ayrılır.

Sınıflandırılan bu teller sarıcı tarafından alınarak süpürgeye ilk şekli verilir. Bu işleme çatılı adı verilir. Süpürge yapımındaki üçüncü kişi ise bağlayıcıdır. Çatılı durumdaki süpürgeyi alan bağlayıcı, süpürgeye ilk şeklini vererek çatal süpürgeyi yapar. Bundan sonra yapılan işlemlerden sonra tepeliğin sivrilterek tıraşlanması işlemi gelir.

Süpürgeyi dikerek ona son şekli verme görevi ise dikicidir.
Dikici tarafından mengeneye koşulan süpürge dikici tarafından sapı yukarı gelecek şekilde etek kısmından iki ayağı ile sıkıştırılır.

Dikiş işlemi süpürgenin sap kısmının gövdeyle birleştiği yerin altından ve mengeneye koşulan etek ile gövdenin bitleştiği yerinde gövdeyi meydana getiren tarafına atılır.
Bu işleme kolon atma denir.

Edirne geleneklerinde önemli bir yeri vardır aynalı süpürgenin. Sapına kabara denen iri başlı çivi çakılması kullanan bayanın kız olduğunu ve evin kapısı dışına asıldığında ise bu evde evlenecek çağda kızın olduğu anlamına gelir.