II. Bayezid Külliyesi Medrese-i Etibba

Medrese-i etibba ve odalarında talebeler vardır ki her biri daima Eflatun, Sokrat, Filbos, Aristotalis, Calinos, Fisagor bilimcilerden bahseden tabiplerdir.

56
Görüntülenme
Fotoğraf © edirneden.com (2005)

Bu medrese, Evliya Çelebi ve ondan nakleden Dr. Rıfat Osman Dr. Osman Şevki Uludağ ve Mimar Kemal Allan tarafından “medrese-i etibba” yani tıp mektebi olarak adlandırılmışlardır. Fakat, bilinen vakfiyelerin hiçbirinde medrese bu adla yazılmamıştır. Dr. Osman Şevki de sonradan yazdığı bir makale ile bu durumu açıklamıştır.

Prof.Dr. Bedii Şehsuvaroğlu orta bir yol seçerek; bu medreseyi bitiren bazı öğrencilerin dârüşşifadaki hekimler yanında usta çırak usulü tıp tahsili yapmaları ve yine medresede yatıp kalkmaları ihtimalini öne sürüyor ki, bu, akla yakın gelmektedir. Zaten bir medreseye durup dururken, “medrese-i etibba” denmez. Bunun, değişik araştırmacı ve yazarlarca tekrarlanması da bu görüşü güçlendirmektedir. Aslında bir kişinin hekim olabilmesi için o dönemde bile, bugün temel bilimler dediğimiz eğitimi almış olması gerekir.

Evliya Çelebinin bu medrese için aktardığı bilgiler ise şunlardır.
“Bâyezid Han Camii’nin dış büyük avlusu sağında irem bağı içinde bir şifa yurdu var. Başkaca, Medrese-i etibba ve odalarında talebeler vardır ki her biri daima Eflatun, Sokrat, Filbos, Aristotalis, Calinos, Fisagor tevhidinden bahseden hâzik, olgun tabiplerdir.”

“İlim ikidir. Dinler ilmi, ikincisi beden ilmidir. Sözünün anlamınca her biri bir fenne yönelip doktorluk ilminde kıymetli kitaplara itibar ederek ademoğullarının derdine deva eriştirmeye çabalarlar.”

Evliya Çelebinin bu açık seçik ve ayrıntılı anlatışı karşısında bu medresenin, Çelebinin ziyaret tarihi olan 1652 (H.1063) yılında Medrese-i etibba, yani dârüşşifa ile birlikte döneminin “Tıp Fakültesi” olduğunu kabul etmek gerekir.

Külliye Vakfiyesinde Medreseye Ayrılan Yer ve Personel Kadrosu

Medrese Hizmetlileri

Müderris: Allah’tan korkan, şer’i, aklî ve nakli ilimlerde bilgili, ders verme gücüne sahip olacak. Tatil günleri dahil, günde 50 akçe alacak.

Muid: Müderrise yardımcı olacak. Anlatmaya, yazmaya, ders vermeye yetenekli olacak, öğrencilere kıymetli kitapları öğretecek. Tatil günleri hariç, günde 7 akçe alacak.

Hafız-ı Kütüp: İnanılır, güvenilir, bilgili ve iyi huylu olacak. Medreseye vakfedilmiş kitapları iyi muhafaza edecek, dışarıya vermeyecek, kaybolan kitapları ödeyecek. Günde 2 akçe alacak.

Bevvap (kapıcı): Günde 2 akçe alacak.

Ferraş (Temizlikçi): Günde 2 akçe alacak.

Talebe: Günde 2’şer akçe alacaklar.

Medresede görev yapan kadro için belirlenen şartlar vakfiyede ayrıntılarıyla belirtilmiştir. İstenen nitelikler, personelin titizlikle seçilmesi ve sorumluluklarının belirtilmesi olup, hizmete verilen önemi göstermektedir.

Sultan II.Bayezid Medresesi Müderrisleri

Osmanlı medreselerinin önem sırası, müderrislerine verilen ücrete göre belirlenirdi. Bu dereceler 20’den başlayıp 30,40,50,60,ve 60 üstü olarak değerlendirilirdi. Yazılır veya konuşulurken de 20 li, 40 lı veya 60 lı gibi terimlerle anlatılırdı. Bu, aynı zamanda medrese için derece, müderris için rütbe ifadesi idi. Edirne Sultan II.Bayezit Medresesi vakfiyede paye bakımından 60 lı olmuştur. O zamanlar İstanbul-Ayasofya, Medine-III.Murat, Mercaniye-Bağdat, Şam-Süleyman Han ve Bursa-Çelebi Mehmet Medreseleri de 60 lılar arasında bulunuyordu.

Bu değerlendirmeye göre Külliye Medresesi, devrinin önemli bir eğitim ünitesi sayılmaktadır.

Bu medresede XVI. yüzyılda ders vermiş olan müderrisler ise şunlardır.:

1- İlk müderris Şeyh Lûtfullah zade Bahaüddin Efendi: 895 (1489)
2- İbni Kemal: 919 (1513)
3- Şücâeddin İlyas Rûmî: 923 (1517)
4- Abdul Vâsi Efendi: 927 (1520)
5- Kara Haydar Efendi: 925 (1519)
6- Halîlî Efendi.
7- Muhyiddin Mehmet bin Hatip Kasım.
8- Yakup bin Şeydi Ali Efendi: 931 (1524)’den önce
9- Pamuk Kadı: Edirne’de öldü. 939 (1532)
10-Muhaşşı Sinan Efendi: 945 (1538)
11-Vâsî Alisi (Alâeddin Ali bin Salih): 944 (1537)
12-Celalzade Salih Efendi: 949 (1542)
13-Mehmet Bey (Muhyiddin Mehmet) Vefatı: 950 (1543)
14-Arapzade Abdulbâki Efendi: 951 (1544)
15-Taşköprülüzade Ahmet Efendi: 952 (1545)
16-Abdurrahman bin Şeydi Ali: 952 (1545-46)
17-Baldırzade Abdurrahman Efendi: 958 (1551-52)
18-Cafer Efendi: 957 (1550)
19-Kaf Ahmet Efendi: 955 (1548-49)
20-Karamanlı şeydi Mehmed Efendi: 962 (1554)
21-Abdulkerim Efendi: 971 (1563)
22-Manav Ivan Efendi: 974 (1566)
23-Samsunluzâde Mehmet Efendi: 974 (1566-67)
24-Hâcegîzâde Mustafa Efendi: 977 (1569-70)
25-Mahmut Bey: 979 (1571-72)
26-Kasapzâde Abdulkerim Efendi: 981 (1573-74)
27-Ayas Efendi: 988 (16 Kasım 1580)
28-Küçük Mahmud Efendi: 989 (1581-82)
29-Abdulhâmîd Efendi: 994 (2 Şubat 1586)
30-İbrahim bin Mustafa Efendi: 996 (1587)
31-Adulkerim Efendi: 988 (1589-90)
32- Kazancı kulu Sinaneddin Yusuf Efendi: 1004 (1595)
33-Kavalahzâde Abdulfettah Efendi: 1003 (1594)
34-Potur Salih Efendi: 1005 (1596)
35-Baba Cafer Efendi: 1007 (1598)

Medresenin Planı

Medrese, darüşşifanın doğu ucuna bitişik olarak yaptırılmıştır. Odaları dikdörtgen bir iç avlunun üç yanını çevreler. Cephesindeki giriş kapısının sağ ve solunda, revaklı sahanlıklar vardır.

Dershane, genel giriş kapısının karşı cephesindedir. Tek hacimli bir salon olup kapısının sağ iç yanında bulunan taş bir merdivenle dar bir balkona çıkılır. Dershaneyi örten kubbe, öbür odalarınkinden daha geniş ve yüksektir. Üçerden altı tanesi dershanenin sağ ve solunda ve altışardan on iki tanesi de sağ ve sol cephelerde sıralanmış olan 18 öğrenci odası vardır.

Oda kapıları, sağlı sollu 17 sütuna dayanan önü açık ve kemerli revaklara açılır ki bu revaklar, iç avluyu dört yanından çevreler. Avlunun ortasındaki şadırvanın şimdi yalnızca temeli kalmıştır.

Medreseden dârüşşifaya, pencereden bozma bir kapı ile geçilir. Medrese, son dönemlerde askeri cezaevi olarak da kullanılmıştır. 1980’den önce ise erkek öğrenci yurdu olmuş ve bu dönemde epeyce tahrip edilmiştir.