Personel Kadrosu

Darüşşifa hekimleri, mesleğin değişik dallarından olup, hastahane, çok yönlü çalışan bir sistem içinde hizmete açılmıştır. Sonradan yalnızca akıl ve ruh hastalarına tecrit ve tedavi eden bir kurum haline dönüşmüştür.

46
Görüntülenme

Dârüşşifa’nın Personel Kadrosu

Külliye vakfiyesinde, Dârüşşifa’da çalışacak personelle, bunlarda aranacak nitelikler sıralanmıştır.

Vakıf sahibi sultan şöyle şart etti ki:

Dârüşşifa’da üç bilgili tabip olacak, bir tanesi öbür ikisinin reisi (baştabip) olacak, hizmetlerde reise danışacaklar. Reis günde 30 akçe alacak, öbür ikisi 10’ar akçe alacaklar.

İki kehhal (Göz doktoru) olacak, bunlar kendi dallarında yetenekli kişiler olacaklar. Her birine günde 7 akçe verilecek.

Mesleklerinde yetenekli 2 cerrah atanacak, bunların her biri günde 7 akçe alacaklar.

Güvenilir bir kâtip günde 4 akçe alacak.

Dört adet hizmetkâr (Hastabakıcı) günde 3’er akçe alacaklar. Dertli ve hastaların hizmetlerini görecekler. Hastalara güler yüzle ve iyilikle muamele edecekler.

Bir kişi şurup pişirecek ve ilaç dövecek, tıbbi kanunlara göre marifetli olacak ve günde 6 akçe alacak.

Bir vekil harç ki dürüst olacak, otların iyisini kötüsünden, bayatını tazesinden ayırd edebilecek. İlaçların alım-satımı onun elinde olacak ve günde 4 akçe alacak.

Bir kilerdar (Kiler sorumlusu), güvenilir olacak, zalim olmayacak. Günde 4 akçe alacak.

İki aşçı olacak, hastalara uygun yemekleri doktorun emri ile bildirdiği şekilde pişirmeyi bilecek. Her biri günde 3 akçe alacak.

Bir ferraş (Temizlikçi), günde 3 akçe alacak,

Bir gassal (Ölü yıkayıcı), günde 3 akçe alacak,

Bir bevvab (kapıcı), günde 3 akçe alacak.

Bir hâdim-buhurdancı (tütsücü), günde 3 akçe alacak.

Yukarıdaki açıklamalarından anlaşıldığı üzere personel kadrosu, 21 kişiden oluşmakta ve günlük personel harcaması ise 126 akçeyi bulmaktadır. Bunun yanında erzak ve ilaç giderleri için vakfiye de 200 akçe ayrılmıştır. Bu rakamlar göstermektedir ki külliyenin hizmet verdiği yıllarda oldukça büyük bir hastane olduğunu göstermektedir.

Diğer bir yön ise kadroda belirtilen hekimler, mesleğin değişik dallarındandır. Bu demektir ki, hastane çok yönlü çalışan bir sistem içinde hizmete açılmış olup, sonradan yalnızca akıl ve ruh hastalarına tecrit ve tedavi eden bir kurum haline dönüşmüştür.

Gözden kaçırılmaması gereken bir nokta da, hastahane aşçılarının imaret aşçılarından ayrı olarak bulunmasıdır.
Hastalara imaret mutfağından yemek yedirilmeyip, doktorların tariflerine göre özel aşçıların pişirdikleri yemek verilmektedir. İmaret mutfağının kullanılmaması da burada diyet uygulamalarına önem verildğini göstermektedir.