Davul ve Zurna

Kırkpınar güreşlerine renk katar davul ve zurna, onlar idare eder güreşi meydan hakeminin yanında.

10
Görüntülenme

Davul ve Zurna

Kırkpınar da davul ve zurnacılık belli gruplara açık artırma ile verilir. Davul ve zurnalar eşliğinde güreşçiler “Tutuş” a çağrılır ve güreş havaları ile hem pehlivanlar, hem de seyirciler coşturulur. Davul ve zurna tüm güreşler boyunca durmadan çalar.

Tempo ve ritm, insan hayatında doğduğundan itibaren kalp atışlarıyla başlayan ve hayatının hemen her anında çeşitli şekillerde hep dolu dolu içinde hissettiği, sürekli değişen sonsuz bir devinimdir. Hayatın akışı hızlanmaya başladığında kalp atışları da hızlanır. Hayat yavaşladığında bu atışlar da yavaşlamıştır. Heyecanlanınca ilk hissettiğimiz kalbimizin atışlarının arttığıdır.

Hayatın her anında tempo ve onun küçük parçacıklarının bileşimi olan ritm hep kendini hissettirir. Sporda, oyuncusundan seyircisine akan ve sürekli değişen tempo, tarifi mümkün olmayan ritmlere dönüşür. Ama dünya güreşleri içinde yaşanan heyecanı, bu heyecanın tempo ve ritmini canlı olarak, an be an müzikle aktaran tek bir geleneksel güreş turnuvası vardır. Kırkpınar Yağlı Güreşleri.

Kırkpınar Yağlı Pehlivan Güreşleri süresince 20 davul ve 20 zurna çalmaya devam eder. Bu çalgılar arasında güreş müziğinin temposunu kalbin atışlarına hükmedercesine ve içeride vuruyormuşçasına hissettiren çalgı ise davuldur.

Oyuna girecek pehlivanın hareketi ile tempo ve ritmi hızlandırması, pehlivanların ağırlaştıklarında davul tempo ve ritminin de ağırlaşması hep davulcubaşının güreş tecrübesi ile mümkündür. İşte bu güreşlerin müziğinin bir ritmi vardır ki içinizde bir başka atar.

Güreş müziğinin en belirgin özelliği belirli bir davul ritmi kullanılırken zurnayla seslendirilen ezgilerin farklı olmasıdır. Bu da güreş havalarının, kullanılan ezgi motiflerine göre adlandırıldığını gösterir. Bunu destekleyici bir başka delil, güreş ritmine “güreş havası” denmesi ve her güreş havasının sonunda çalınan “Ceng-i Harbi” adlı ezginin güreş havalarından ayrı tutulmasıdır. Güreş havaları istenildiği gibi çalınabilmesine rağmen bu ezgide bir kesinlik söz konusudur.

Güreş havalarında (müziğinde) ritm ana öğedir. Ezgi, güreşin canlılığıyla doğru orantılı olarak müzisyenlerin ana bir müzik teması üzerinde varyasyonlarıyla gösteriye dönüşür. Güreş müziğinde, (12/4’lük) güreş havası ve (24/8’lik) ceng-i harbi olmak üzere iki ana ölçü (tartım) vardır.

Edirneli güreş müzisyeni rahmetli Osman Zurna’nın Pehlivan Peşrevi, Ceng-i Harbi, Başaltına Güreş Havası, Adalı Halil Baş Güreş Havası, Dağlı Güreş Havası ve Karakucak Güreş Hayası bulunmaktadır.

Edirneli en yaşlı güreş müzisyeni ve Osman Zurna’nın yanında yetişmiş Osman Biber’in söylediğine göre ise Balkan, Dağlı ve Divan olmak üzere üç çeşit güreş havası bulunmaktadır. Diğer güreş müzisyenleri bu ezgilere “maacır (muhacir)” isminde bir hava daha eklemektedirler. Sonuçta günümüze kalan “dağlı” ve “maacır” havalarının güreş müzisyenlerinin kökenleri ve aile kimlikleriyle ilintili olduğu da düşünülebilir.

Cengi-i Harbi usulü, tarih boyunca 16 zamanlı Neva Ceng-i Harbi’den başka 10 ve 12 zamanlı olmak üzere üç çeşit olarak karşımıza çıkar. Ceng-i Harbi güreş havaları bitiminde çalınmaya başlanılır. Bu diğer çalındığı anda güreşin temposunun yani pehlivanların birbirlerine hamlelerinin arttığı andır.

Güreşin başlangıçta ağır hareketli oluşu ve birkaç çift pehlivanın aynı anda güreşmesi nedeniyle izleyici diğer bir güreşteki oyunları bazen kaçırabilmektedir. Hareketleri ve oyunları hızlanan bir güreşe seyircinin ilgisi müzikle çekilir. Birdenbire usulün değişmesi ve hızlanması heyecan yaratır. Bu heyecanlanmayı yaratan ise ceng-i harbi usulünün hızlanan tempoyla vurulmaya başlamasıdır. Davulun vurmadığı, zurnanın bir Kırkpınar Türk Yağlı Güreşi düşünülemez. Bu o kadar önemlidir ki müzik sustuğunda pehlivanların da güreşi durdurduklarına birçok kez şahit olunmuştur. İşte bu müzikle içimizde hissettiğimiz tempo ve ritm 657 yıldır kalplerde atmaktadır.