Eski Kırkpınar

"Nerde o eski Ramazanlar" tabirini çoğu kez büyüklerimizden duyarız.. Eski Kırkpınarları da okuyunca aynı cümleyi bu kez Kırkpınarlar için kurmak mümkün.

40
Görüntülenme

Kırkpınar Güreşlerinin Yapıldığı Alan

595 sene evvel Edirne’nin fethini takiben kurulduğu efsanelerde rivayet olunan Kırkpınar güreşlerinin eski yeri, Edirne’nin batısında eski Kırkpınar mevkiinde olup bugün milli sınırlarımızın dışında Yunan arazisinde bulunmaktadır.

Kırkpınar’ın kurulduğu tarihi yer Samona köyünün merası içindedir. Pehlivanların güreş meydanı ve meydanın hudutları da şöyledir : Asıl meydan Nazif ağa tarlası denilen yerdir. Bu meydanın bir tarafı Topçuoğlu Ali ağa tarlası, bir tarafı Çayırlık, bir tarafı Tikioğlu Recep ağa tarlası, bir tarafı Çilengiroğlu’nun sebze bahçesi, bir tarafı da Kırklar Çeşmesinin, ayaklarıdır ki, deredir.

Güreşlere Hazırlık

Kırkpınar güreşleri Hıdırellez’den üç gün evvel başlar. Birinci günü esaslı ve ciddî güreşler olmayıp hazırlık şeklinde idman güreşleridir. Esas güreşlere iki gün evvel başlanır ve iki gün devam ederek Hıdırellez’in arifesinde akşam üzeri sona ererdi. Son gün ekseriyetle Başaltı ve Başpehlivanın güreşleriyle geçerdi.

Hıdırellez’den on, onbeş gün evvel Samona köylüleri tarafından Kırkpınar mahalline ve meydanın etrafına seyirciler için çardaklar, satıcılar için salaş dükkânlar ve barakalar yapılmaya başlanır ve gene Hıdırellez’den yirmi, yirmibeş gün evvel Kırkpınar ağası tarafından her tarafa kırmızı dipli mumlar gönderilir. Bu mumlar, şehir, kasaba ve köylerdeki kahvelerin tavanlarına asılır. Bunların ifade ettikleri mâna halkı Kırkpınar’a davettir.
Edirne’de halk dilinde bir söz vardır. Meselâ arzu edilmeyen birisi çağırılmadan bir yere gider, sonra da gittiğine nedamet ederse, muhatapları tarafından karşılık olarak şöyle denilir: “Pek âlâ ne için gittin, seni oraya kırmızı dipli mumla mı davet ettiler”. Bunun eski bir gelenek olduğu anlaşılıyor.

Hıdırellez’den beş on gün evvel Edirne’den, Ortaköy’den, Kuşukavaktan satıcılar ve esnaf gelerek hazırlanmış olan salaşlara ve barakalara yerleşirler ve satacakları emtia ve eşya ile giyecek içecek nevilerine göre sergilerini tanzim ederler.

Kırkpınar Ağası, Hıdırellez’den bir hafta evvel Ağa çadırını, Pehlivanların ve misafirlerin çadırlarını meydanın etrafına kurdurmaya başlar. Güreşlerden iki gün evvel de yemek kazanları, kapları ve aşçılar getirilerek, kazan kaynatmaya ve misafirlere hazırlık yapmaya başlarlar. Hıdırellez’den bir hafta kadar evvel pehlivanlar gelmiş olurlar. Bunlar Kırkpınar civarında bulunan Samona, Körümit, Seymen, Delca’arız köylerindeki köy ağalarına misafir olurlar. Pehlivanların ekseriyeti ve başpehlivanlar Körümit köyünde iki kardeş olan ve beş cetlerine kadar bir pehlivan sülâlesinden bulunan Ali ve Sait pehlivanların odalarında misafir olurlar.

Kırkpınar’ın Başlaması ve At Yarışı

Birinci günü eğlencelere ayrılmıştır. Yürük koşuları, bu meydanda merkep ve çuval koşuları yapılır.

Yürük koşuları, bugünkü at koşuları demek ise de, eski usul olarak atlarla uzun mesafelerden yapılan düz koşulardır.
Mesafesi Edirne-Karaağaç köyünden ve demiryolu köprüsünden itibaren Kırkpınar’a kadar altı saat mesafedir. Yörükler, yani koşu atları buradan demiryolu köprüsünden salıverilir. Kırkpınar mevkiine Yörüklerin geldiklerini ve yakınlaştığını bildirmek için tertibat alınır: Samona köyünün Hisartepe’sinde bir gözcü bekler. Yörükler Körümit köyü sırtlarında iken Hisartepe’deki gözcü Kırkpınar mevkiine bayrak sallamağa başlar. Kırkpınar’a gelmekte olan yolcularla arabalar, atlılar, Bu tepeden bayrağın işaret verdiğini görünce Yörüklerce mâni olmamak için derhal yoldan kenarlara çekilirler yolu serbest bırakırlar.

Yörükler Kırkpınar mevkiine yaklaşınca, geldikleri yolun üzerine ve koşunun son durak mahalli intihap edilen yere bir kolan konulur. Sırasıyla kolanı atlayan hayvanlar derece alırlar. Derecelerine göre Kırkpınar Ağası tarafından ikramiyeleri ve ödülleri verilir.

Ödüller

Köylerden Kırkpınar’a gelenler ekseriyetle toplu olarak köy ağaları önde olarak gelirler. Bunlar, köyleri namına tedarik ettikleri ödülleri Kırkpınar Ağası’na getirirler. Bu ödüller koç, koyun, deve, dana, tay gibi hayvanlardır. Şehirden ve kasabalardan gelen hatırı sayılır mevki sahibi misafirler ise, âdet olduğu üzere Kırkpınar Ağası’nın oturduğu sedir halısının altına nakit olarak para bırakırlar. Hayvan ve nakit olarak gelen hediyeleri Ağa, pehlivanlara derecelerine göre ödül olarak verir, üç gün üç gece devam eden güreşlerin, pehlivanların, misafirlerin masraflarını da Kırkpınar Ağası yapar, bu kendisi için bir nâm ve şereftir.

Ödül olarak gelen hayvanlar şu suretle pehlivanlara ödül namı altında galibiyet mükâfatı olarak verilir. Meselâ küçük ortaya, büyük ortaya bir koç, yahut bir çift koyun, baş altına bir deve, başa bir çift tosun yahut iki yaşında cins bir tay olarak para karşılığı Kırkpınar Ağası tarafından verilir.

Kırkpınar’a Gelen Misafirlerin Karşılanması

Gelen misafirler Selim mezarı denilen yere geldikleri zaman oradaki gözcü, Kırkpınar mahallindeki alanın giriş kapısında duran gözcüye bayrak sallayarak işaret verir. Orada bekleyen gözcü bu işareti alınca davullara işaret eder. Davullar, zurnalar misafirlere karşı çıkarlar ve karşılama olarak da, sırtına bir al çuha örtülmüş olan güzel bir tayı karşı çıkarırlar. Bu, gelen misafirlere gösterilen bir saygıdır. Yani Kırkpınar Ağasına bu tay değerinde ödül ve hediye getirmişler demektir. Buradan itibaren önde davullar, zurnalar onların arkasında yedekte tay ve tayın arkasında misafirler yürürler ve böylece alay halinde alana girerler. Davullar misafirleri Ağa çadırına kadar götürürler. Köylerden toplu olarak gelenler veyahut köy ağaları, ödül olarak bir hayvan getirmiş iseler, bu da misafirlerin önünden Ağa çadırına kadar götürülür. Ağa, misafirleri karşılar. Ağa çadırında, halılarla seccadelerle döşenmiş sedirlere misafirler otururlar, davulculara bahşiş verirler. Ağa çadırında birer kahve sigara içtikten sonra Ağa’nın kendi hizmetinde bulunan adamlarına verdiği emirle misafirler çadırlarına götürülür. Bundan sonra misafirler meydanın etrafında çardaklarda, kahvelerde, kendi çadırlarında nerde isterlerse otururlar, serbesttirler.

Selim mezarı Kırkpınar’ın bir efsanesidir ve bu efsaneyi de halk şöyle hikâye eder: Bir tarihte Kırkpınar’da iki pehlivan sabahtan akşama kadar güreşerek bu mezarın olduğu yere kadar gitmişlerdir. Nihayet ikisinin de kuvvet ve tahammülü kalmayarak orada düşüp ölmüş olduklarından öldükleri yere ikisini de defin etmişlerdir. Bunların birisinin ismine izafeten o mahalle Selim mezarı denmiştir.

Kırkpınar’da Hakem Heyeti

Halkın saygı gösterdiği ve itimat ettiği eski ihtiyar pehlivanlardan iki üç pehlivan, Ağa’nın daveti le hakem olurlar ve Ağa çadırından güreşleri takip ederler. Hakemlerin kararına kimsenin itiraz etmediği gibi yenik düşen pehlivan da hakemin kararını beklemeden yenildiğinin itirafı olarak ayağa kalkar, kucaklaşır ve yenen arkadaşının arkasından yürüyerek gider.

Kırkpınar Ağalığının Satılması Ve Yeni Ağanın İlan Edilmesi

Güreşlerin üçüncü günü akşam üzerine doğru Kırkpınar Ağası tellâla bir kuzu verir ve bu kuzu mezat olur, tellâlın kucağında alanda gezdirilerek gelecek sene kimler Kırkpınar Ağası olmak istiyorlarsa müzayedeye katılırlar. Eskiden bu, köy ağaları arasında yapılırdı. Müzayede bir müddet devam eder, karşılık olarak şimdiki gibi para verilmezdi. Bu bir gelenektir. Esasen kimin ağa olacağı da kararlaşmıştır. Nihayet münasip görülen bir köy ağasının üzerinde bırakılır. Kuzuyu o ağanın önüne getirip bırakırlar. Bir sene sonra kimin Kırkpınar Ağası olduğu bu suretle ilân edilmiş olur. Yeni ağa, eski ağanın çadırına gider. Yekdiğerini tebrik ederler. Hayır dua ve muvaffakiyet dilerler, bu esnada davullar, zurnalar da bir saf halinde yeni Ağa’nın bulunduğu çadıra doğru yürüyüşe geçerler. Onların arkasında hizmet edenlerle tellâl, yani cazgır, meydancı, sucular, yağcılar dizilerek, davullar önde onlar arkada kendilerine mahsus bir hava çalarak Ağa’nın çadırının önüne gelirler. Yeni Ağa hepsine münasip bahşişler verir ve geldikleri gibi çalarak yerlerine giderler.

Kırkpınar’ın üçüncü günü akşamı güreşler bittikten sonra ekseriyetle eski Ağa bir mevlit okutarak ve sünnet olmayan civar köylerin çocuklarını meydanda sünnet ettirerek Kırkpınar’ı bu şekilde kaparlardı.

Kırkpınar’da mal ve sair alım-satımlar olduğu gibi hayvan üzerine de panayır olurdu, İstanbul’dan, Trakya’dan ve Anadolu’dan celepler gelerek büyük hayvan satışları yapılırdı.

Son Zamanın Kırkpınar Ağaları

Balkan harbinden evvelki Kırkpınarlar’da ve yakın tarihteki Ağalar, Kör ümit köyünden Halil pehlivan ve sonra onun oğulları Ali ve Sait Pehlivanlar, Hacı Hüseyin Ağa, Sadırlı köyünden Hacı Hasan oğlu, Seymen Köyünden Avukat lâkaplı Ahmet Ağa, Kumarlı köyünden Zaptiye Hasan Ağa, Orta köyden Bankacı Mehmet Efendi, Edirne’den Kolcubaşı Çerkeş Emin Ağa, Kirişhane’den Hamza Ağa, Edirne’den Tabahanadan Tahir Ağa, Meşhur Adalı Halil pehlivan, Balkan harbinde ve hudut tashihinden evvel yapılan en son Kırkpınar’da Ducaarız köyünden Kâmil oğlu Halil Ağa, Arif oğlu Mehmet Ağa ve Eşref Ağa müştereken Kırkpınar’ı açmışlar ve Kırkpınar Ağası olmuşlardır.

Balkan harbinden sonra Birinci Cihan Harbinde bu havali Bulgarlara terk edilmiş olduğundan o senenin Kırkpınar’ı Edirne ile Mustafapaşa yolu arasındaki kaza merkezi Viran Tekke denilen mahalde yapılmıştır. Bundan sonra da Edirne Çocuk Esirgeme Kurumu İdare Heyetinden Rasim Efendi, Kavaf Recep Efendi, Terzi Şevket Efendi, Çubukçu Rasim Çavuş, Bedestenli Mehmet Efendi, Kıyıklı Rıza Efendi şahsi teşebbüsleriyle Kırkpınarı Edirne Sarayiçi’ne getirerek ihya etmişlerdir. Elde edilen hâsılatı da Çocuk Esirgeme Kurumu’na tahsis etmişlerdir.

Sarayiçi meydanı Belediyenin malı olduğundan sonraları Belediye el koyarak Belediye namına Kırkpınar şimdiki tertipte yapılmaya başlanmıştır.

Eski Kırkpınar’ın asayiş ve inzibatına dair bir hususiyeti de şöyle idi: Kırkpınar’ın devam ettiği müddetçe hükümetin burada aldığı güvenlik tedbiri yok denecek kadar azdı. Yalnız bu mahal Ortaköy kazasına bağlı olduğu için buraya bir jandarma çavuşu, yahut zabiti gelirdi. Bu inzibat memuru halk arasında Ağa çadırında oturur bir seyirci gibi bulunurdu. Üç gün üç gece kır ortasında devam eden bu halk topluluğunda gündüzleri bir taraftan pehlivan güreşlerini seyir etmekle, bir taraftan da iş adamlarının alışverişleriyle geçerdi. Geceleri birtakım eğlenceler ile sabahlara kadar vakit geçirenler olurdu. Burada bir vukuat olduğu işitilmemiştir. Güvenlik ve emniyeti, halkın gelenek olarak gördüğü medenî terbiye ve olgunluğu temin ederdi. Pehlivan güreşlerini seyrederken kimse kimseyi rahatsız etmez ve herkes çadırında oturduğu yerde meydandaki güreşleri rahatça seyrederdi. Seyircilerin önlerini hiç kimse kapatmaz ve rahatsız etmezdi, saygı gösterirlerdi.

Kırkpınar’ın Tarih Bakımından Tahminî Olarak Kuruluş tarihi

I. Sultan Murat, Edirne’yi fetih ve başkent ettikten sonra kurduğu ilim müesseseleri meydanında Edirne’ye mahsus bir de güreşçiler tekkesi açıyor. Bu tekkede çalışan pehlivanların, okçuların, ciritçilerin ne şekilde çalıştıklarına ve nasıl yetiştiklerine ve isimlerine dair Edirne tarihinde bilgiler vardır. Edirne’deki bu tekkenin bu gün yalnız arsasıyla küçük bir kabristanı mevcuttur. Bu kabristanda pehlivanlar tekkesinin Şeyhi ve Duacısı Şeyh Cemâleddin metfundur. Kabir taşının kitabesi de şöyledir:

Huvel – bakî
Kutbu’z-zeman güreşçiler duacısı dimekle maruf pehlivan Cemâleddin ruhiçün Fatiha 1200

Bu hicrî tarihten anlaşıldığına göre, bundan 180 sene evveline gelinceye kadar bu tekkenin faal olduğu anlaşılıyor. Osmanlı tarihinde ve teşkilâtında insanlığa, medeniyete, ilme dair teşekküller ve müesseseler arasında tekkeler de önemli yer tutar. Meselâ tarihte gördüğümüz Miskinler Tekkesi cüzzamlıların tedavisi için kurulan bir hastanedir. Bunun hekimi, şeyhi, mütevellisi, câbisi, bevvâbı vardır. Bunun gibi, İstanbul’da Okmeydanı’nda Okçular tekkesi vardır. Zamanımıza uyarlayacak olursak bunların bir kısmı hayır müessesesi, bir kısmı da zamanın kulübü diyebiliriz. Şeyhler, bu müesseselerin başkanları demektir. Edirne’deki Pehlivanlar Tekkesi de bunlardan birisidir. Bugünkü telâkkiye göre Edirne’deki Duacı Şeyh Cemaleddin’e de bu kurumun bir idarecisi ve başkanı diyebiliriz.