Kırkpınar Kavramları

40
Görüntülenme
Fotoğraf © Behiç Günalan

Kırkpınar’ı Kırkpınar yapan kavramlar

Kıspeti, zembili, kırmızı dipli mumu, davul-zurna ve peşreviyle Kırkpınar’ı Kırkpınar yapan geleneksel kavramlar…

Kırkpınar’ı diğer güreş müsabakalardan farklı kılan en belirgin özelliğin “pehlivanların yağlanarak güreşmesi” olduğu düşünülebilir; ancak Kırkpınar’la özdeşleşmiş olan birçok değer ve geleneğin asırlardır sürdürülerek günümüze kadar gelmesi de Kırkpınar’ın diğer güreş organizasyonlarına göre ayrıcalıklı bir yer edinmesineki en önemli etkenlerden biridir.

Ağası, kıspeti, zembili, davul-zurnası ve peşrevi ile birlikte yaşatılan Kırkpınar, kırmızı dipli mumu, altın kemeri ve kendine has tüm diğer kavramlarıyla bir bütündür…

The language learning experts: Sara & Katy

Yağlanma

Yağ dökünürken önce sağ elle sol omuza, göğse, kol ve kıspete yağ sürülür. Sonra sol elle aynı şekilde tekrar edilir…

Yağlanmada Usul

Güreşlerde eşleştirme yapılıp cazgırın duasının bitiminden sonra güreşlerin başlayabilmesi için pehlivanların yağlanması gerekmektedir. Bu işlemler ise şu şeklide olmaktadır.

Er Meydanında güçlerini denemeye karar vererek soyunup kıspet giyen pehlivanlar, içleri yağ ve su doldurulmuş kazanlarda yağlanırlar. Yağ dökünürken önce sağ elle sol omuza, göğüse, kol ve kısbete yağ sürülür. Sonra sol elle aynı şey yapılır. Pehlivanlar kazan başında birbirlerini de yağlarlar.

Kapışma sırasında yağlanmak ihtiyacını duyan pehlivanlar, ellerinde ibrikle meydanda dolaşmakla olan yağcılardan yağ isteyebilirler. Ancak yağa ve yüzünü silmek için yanlarında bulunması gereken beze tekrar ihtiyaç duyan güreşçinin bu işlemi yapabilmesi için rakibin izin vermesi gerekmektedir. Bu da töreden sayılmakladır.

Karşılaşma kızışmıssa ve pehlivanın biri zaman çalmak, dinlenmek için yağı, suyu bahane ediyorsa rakibi haklı olarak buna karşı çıkabilir ve buna izin vermeme hakkına sahiptir.

Kırkpınar’ın renkli bir sahnesi: Peşrev

Cazgır güreşçileri taktim edip duasını bitirdikten sonra güreşçiler peşrev çekip güreşe hazırlanırlar.

Güreşe başlamadan önce yapılan bir ısınma ve kültür-fizik hareketidir. Ahenkli bir şekilde yapılan bu hareketler , seyircilerin zevkini okşar, pehlivanın moralini yükseltir. Pehlivan peşrev ile nefesini, kaslarını ve kalbini biraz sonra başlayacak olan mücadeleye hazırlar. 

Güreşmek üzere hakem heyeti önüne gelmiş pehlivanların cazgır tarafında takdimi ve duası yapıldıktan sonra verdiği işaretle, çalınmaya başlayan davulların ve zurnaların nağmeleri arasında pehlivanlar ahenkli bir şekilde ellerini ve kollarını sallayarak peşreve başlarlar.

Peşrevde üç kez ileri, üç kez de geri gidişten sonra yere sol diz ile çökülerek önce sağ el yere, dize, dudağa ve alına üç defa değdirilir. Hatta bazıları tarafından bir ot koparılarak ağza alınır ve ısırılır. Bu merasim bittikten sonra tekrar sıçrayarak arada sırada “Hayda bre pehlivan” diye bağırılır. 

Karşılıklı gidiş ve gelişten sonra hasmın paçaları yoklanır ve sırtı sıvazlanır, enseler bağlanır, eller tutuşur ve birkaç defa sallanılır, güreşe böylece girilmiş olur.

Katy taking a break

Kıspet ve Zembil

Pehlivan’ın giysisi: Kıspet

Geçmiş yıllarda bir pehlivanın kıspet giymesi önemli olay sayılır ve bunun için tören yapılması gerekirdi. Pehlivanlıkla pişmeyen güreşçilerin kıspet giymeye hakları olamazdı.

Yağlı güreşe çıkan her pehlivanın güreş malzemesinin başında “Kıspet” gelir. Manda, dana ve malak derisinden yapılan kispetin bel kısmı dört parmak genişliğinde ve kalın olur. 

Kıspet sözü Kisveden gelir. Bazı yerderde”kısbet” derlersede genelde Kıspet olarak bilinir. Kıspet dikmek ayrı bir iştir ve pek öyle sanıldığı gibi saraç işi değildir. Kıspet dikmenin bir çok inceliği vardır. Kıspetin beli düz ve kıvrımlıdır. Kenarın iç tarafına uçkur vazifesini görsün diye kalınca bir ip parçası geçirilmiştir. Bu ip bir uçkur gibi kıspetin beli açar ve kapar. Kasnak diye buraya derler. Bazı yerlerde peşkavaz diye anılır. Güreşte hasmın eli bu kasnağı kolaylıkla tutmasın diye bazı kıspetlerde kasnağı beş, altı kat deriden yapılanlar da vardır. 

Bu deri hem sert hem enlidir. Kıspetin arka tarafı pehlivanın oturması için geniş yapılır. Fakat uyruk ve paçalar dardır. Ancak pehlivanın bacağı girip çıkar. Paçalar sayvanlıdır.

Bu paçalar baldırın üstünden iple bağlanır. Paçalar, hasmın eli veya parmağı içeri girmesin diye güzelce sıkılır. Paça iç taraftan keçebent denilen keçe parçası veya bez ile sarılır. Paçanın adı da şirazedir.

Geçmiş yıllarda bir pehlivanın kıspet giymesi önemli olay sayılır ve bunun için tören yapılırdı. Pehlivanlıkla pişmeyen güreşçilerin kıspet giymeye hakları olamazdı. Bir genç pehlivanın ne zaman kıspet giyeceğini ustası tayin ederdi. Kıspet giyme töreni sırasında eski pehlivanlar, seyirciler pehlivanın hısım akrabası da bulunurdu. Genç pehlivan ustasının ve diğer yaşlı pehlivanların ellerini öper bir akrabasıyla da gösteri güreşi yapardı. Bu Tören sırasında misafirleri genç pehlivanın ailesi ağırlardı.

Törelere göre kıspet ayağa getirilmeden önce iki rekat namaz kılınırdı. Pehlivanların piri Hazreti Hamza’nın ruhuna Fatiha okunurdu. Kıspet giyilirken besmele çekilir, Kıspetin kasnak tarafı öpülür alna konulur önce sağ sonra sol paçadan kıspet ayağa geçirilirdi. Yine törelere göre kıspet giyme töreninde yağ kazanının veya ibriğinin içine bir miktar gül suyu dökülürdü. 

Eski pehlivanlar genellikle “Manda derisinden” yapılma kıspet giyerlerdi. Koca Yusuf, Kurt Dereli, Adalı Halil, Kara Ahmet gibi tanınmış pehlivanlardan önce ve 1963 yılına kadar kısbet için manda derisi daha makbuldü. Manda derisinden yapılmış bir kıspet yağı çekince 12-13 kilo kadar olurdu. 1963 yılından itibaren manda derisinden yapılma kıspet giyme alışkanlığı sonradan kalkmış dana derisinden mamul ve vidala denilen deriden meydana getirilen kısbetler revaç bulur olmuştu. Bunun önemli sebeplerinden birisı kiloları yüzyirmiyi aşan pehlivan neslinin azalmış hatta tamamen ortadan kalkmış olmasıdır. 

Vidaladan yapılma bir pehlivan kıspeti yağlandığında üç kilo kadar çekmekteydi. Böylece pehlivanlar güreşlerini de daha rahat atmaktadırlar. Çünkü karşılarında devasa kuvvete sahip bir rakip olamayacağına göre oniki-onüç kiloluk manda derisinden yapılma kıspet yaptırıp giymeğe gerek kalmamıştır. Bir kıspette tam 55 metre el dikişi bulunur. 

Bir kıspet, 35-40 parçadan meydana gelir. Dikişi, “biz” denilen bir iğne ile yapılır. Kesim işine önce paçalardan başlanır. Ismarlanan beden numarasına göre kesilen parçalar sonra “Çiriş” le yapıştırılır. Çirişle yapıştırılan parçalar kaplanır. Kalıp muamelesi iki üç saat kadar sürer. Daha sonra dikişe geçilir.

Yağlı güreşin en önemli malzemesi olan kıspet’in düşmanı sudur. Karşılaşmalardan sonra Zembil’e yerleştirilecek olan kıspetlerin mutlaka temizlenerek yeniden yağlanması gerekir.

Zembil

Kispetler “Zembil” adı verilen sazdan yapılmış bir torbada taşınır. Güreş bittiğinde kispet temizlenir derisinin kurumaması için yağlanır ve bir sonraki güreşe hazırlık yapmak üzere zembile konur. 

Zembil elde bir yöreden diğerine giden bir pehlivan, bir güreş kovaladığını yada güreşten geldiğini işaret etmiş olurdu. Büyük pehlivanların zembillerini yanlarında ki çırakları taşırdı. Kendilerinde pehlivanlık izleri görülmeyen gençlere ustaları zembillerini taşıtmaz yanlarına bile almazlardı.

Güreşi bırakan pehlivan, zembilini duvara asarak bir daha güreşmeyeceğini anlatmak isterdi.

Yağlı güreşin en önemli özelliklerinden biri, müsabakaların davul-zurnadan ibaret müzik eşliğinde yapılması ve güreşlere dua ile başlanmasıdır. Kel Aliço, Adalı Halil, Kurtdereli Mehmet ve Koca Yusuflardan feyz alan yiğitlik timsali pehlivanlar, dualarda güç bulur… Allah Allah İllallah; hayırlar gele inşallah!

Kırkpınar Güreşleri’nde dua, cazgır tarafından güreşler başlarken yapılır. Cazgırın yaptığı duanın ardındsn, tüm boylarda güreşler başlar.



Kırkpınar Duası



Vatanımıza, milletimize, ordumuza, yurdumuza göz diken düşmanları taşlarız, 
Halkın inayetiyle, euzu besmeleyle bugün güreşlere başlarız.


Şarkı, türkü girerse besteye, gördüğünüz pehlivanlar güreş yapacaklar desteye. 
Pehlivan, pehlivan! 


Hoş geldiniz, sefalar getirdiniz pirler meydanına, 
Şeref verdiniz, tarihi Kırkpınar güreş sahasına… 


Hani Ali, hani Veli, hani Kurtdereli?… 


Pirimiz, üstadımız Hazreti Hamza,

Peygamberimiz Muhammed’in Mustafa… 


Allah Allah, İllallah! 


Pehlivanlara hep beraber 
Alkışlarla diyelim maşallah!

Sara hard at work

On our second visit to the brother’s apartment 24 hours into the week, we found them sampling dozens of different kinds of English snacks.

Like kids staring at the backs of cereal packs before heading to school, the nutritional information and various special offers and competitions on the packaging were analysed during snack breaks.

There was no moment of complete removal from the language learning process during the eight hours that the twins had allotted to it.

They were constantly using their existing knowledge to support the ever-growing knowledge of English, this being the root of their success.

“you will likely come across words that share common origins with your native tongue”

The twins spent a lot of time engrossed in books or on their computers and apps, flicking and swiping their way through exercises eagerly, but at other times they were to be found searching busily for English radio stations and write-ups of English football games on the web.

There is no definitive method to learn a language fluently

All too often, people enter their weekly language class to converse with their teacher, but then barely have any contact with other speakers and that’s not enough.

The old saying that we can solve problems more effectively when we sleep on it may be especially true if the problem we’re trying to solve is learning a new language.

Happy Katy out practicing English

Researchers from two Swiss universities wanted to know if they could enhance the learning of words from a foreign language by exposing people to the words during non-rapid eye movement sleep the deep, dreamless sleep period that most of us experience during the first few hours of the night.

To find out, they gathered two groups of study participants, all of whom were native German speakers, and gave them a series of Dutch-to-German word pairs to learn at 10 pm. One group was then instructed to get some sleep, while the other group was kept awake.For the next few hours both groups listened to an audio playback of the word pairs they’d already been exposed to and some they hadn’t yet heard.

The researchers then re-gathered both groups at 2 am and gave them a test of the Dutch words to uncover any differences in learning. And indeed there was a difference:

“The group that listened to the words during sleep did better at recalling the words they’d heard”

The simple yet potent trick the researchers employed is known as verbal cueing, and this isn’t the first claim made for its success while sleeping. But what makes this study different is that it puts a finer point on the conditions necessary for this trick to actually work namely, it only works when we’ve already been exposed to the verbal cues before we sleep.

Internet is always helpful

 

Te researchers added a techie dimension by conducting electroencephalographic (EEG)recordings of the sleeping participants brains to track neural electrical activity during the learning period.

They found that learning the foreign words overlapped with the appearance of theta brain waves, an intriguing result since theta is the brain wave state often associated with heightened learning while awake (usually we’re in either the high-frequency, high-alertness alpha or beta states while awake, but it’s thought possible to induce theta state slower in frequency than alpha and beta through concentration techniques).