Kıspet ve Zembil

Geçmiş yıllarda bir pehlivanın kıspet giymesi önemli olay sayılır ve bunun için tören yapılması gerekirdi. Pehlivanlıkla pişmeyen güreşçilerin kıspet giymeye hakları olamazdı.

33
Görüntülenme

Kıspet

Yağlı güreşe çıkan her pehlivanın güreş malzemesinin başında “Kıspet” gelir. Manda, dana ve malak derisinden yapılan kispetin bel kısmı dört parmak genişliğinde ve kalın olur.

Kıspet sözü Kisveden gelir. Bazı yerderde ”kısbet” derlersede genelde Kıspet olarak bilinir. Kıspet dikmek ayrı bir iştir ve pek öyle sanıldığı gibi saraç işi değildir. Kıspet dikmenin bir çok inceliği vardır. Kıspetin beli düz ve kıvrımlıdır. Kenarın iç tarafına uçkur vazifesini görsün diye kalınca bir ip parçası geçirilmiştir. Bu ip bir uçkur gibi kıspetin beli açar ve kapar. Kasnakdiye buraya derler. Bazı yerlerde peşkavazdiye anılır. Güreşte hasmın eli bu kasnağı kolaylıkla tutmasın diye bazı kıspetlerde kasnağı beş, altı kat deriden yapılanlar da vardır.

Bu deri hem sert hem enlidir. Kıspetin arka tarafı pehlivanın oturması için geniş yapılır. Fakat uyruk ve paçalar dardır. Ancak pehlivanın bacağı girip çıkar. Paçalar sayvanlıdır.

Bu paçalar baldırın üstünden iple bağlanır. Paçalar, hasmın eli veya parmağı içeri girmesin diye güzelce sıkılır. Paça iç taraftan keçebent denilen keçe parçası veya bez ile sarılır. Paçanın adı da şirazedir.

Geçmiş yıllarda bir pehlivanın kıspet giymesi önemli olay sayılır ve bunun için tören yapılırdı. Pehlivanlıkla pişmeyen güreşçilerin kıspet giymeye hakları olamazdı. Bir genç pehlivanın ne zaman kıspet giyeceğini ustası tayin ederdi. Kıspet giyme töreni sırasında eski pehlivanlar, seyirciler pehlivanın hısım akrabası da bulunurdu. Genç pehlivan ustasının ve diğer yaşlı pehlivanların ellerini öper bir akrabasıyla da gösteri güreşi yapardı. Bu Tören sırasında misafirleri genç pehlivanın ailesi ağırlardı.

Törelere göre kıspet ayağa getirilmeden önce iki rekat namaz kılınırdı. Pehlivanların piri Hazreti Hamza’nın ruhuna Fatiha okunurdu. Kıspet giyilirken besmele çekilir, Kıspetin kasnak tarafı öpülür alna konulur önce sağ sonra sol paçadan kıspet ayağa geçirilirdi. Yine törelere göre kıspet giyme töreninde yağ kazanının veya ibriğinin içine bir miktar gül suyu dökülürdü.

Eski pehlivanlar genellikle “Manda derisinden” yapılma kıspet giyerlerdi. Koca Yusuf, Kurt Dereli, Adalı Halil, Kara Ahmet gibi tanınmış pehlivanlardan önce ve 1963 yılına kadar kısbet için manda derisi daha makbuldü. Manda derisinden yapılmış bir kıspet yağı çekince 12-13 kilo kadar olurdu. 1963 yılından itibaren manda derisinden yapılma kıspet giyme alışkanlığı sonradan kalkmış dana derisinden mamul ve vidala denilen deriden meydana getirilen kısbetler revaç bulur olmuştu. Bunun önemli sebeplerinden birisı kiloları yüzyirmiyi aşan pehlivan neslinin azalmış hatta tamamen ortadan kalkmış olmasıdır.

Vidaladan yapılma bir pehlivan kıspeti yağlandığında üç kilo kadar çekmekteydi. Böylece pehlivanlar güreşlerini de daha rahat atmaktadırlar. Çünkü karşılarında devasa kuvvete sahip bir rakip olamayacağına göre oniki-onüç kiloluk manda derisinden yapılma kıspet yaptırıp giymeğe gerek kalmamıştır. Bir kıspette tam 55 metre el dikişi bulunur.

Bir kıspet, 35-40 parçadan meydana gelir. Dikişi, “biz” denilen bir iğne ile yapılır. Kesim işine önce paçalardan başlanır. Ismarlanan beden numarasına göre kesilen parçalar sonra “Çiriş” le yapıştırılır. Çirişle yapıştırılan parçalar kaplanır. Kalıp muamelesi iki üç saat kadar sürer. Daha sonra dikişe geçilir.

Yağlı güreşin en önemli malzemesi olan kıspet’in düşmanı sudur. Karşılaşmalardan sonra Zembil’e yerleştirilecek olan kıspetlerin mutlaka temizlenerek yeniden yağlanması gerekir.

Zembil

Kispetler Zembil adı verilen sazdan yapılmış bir torbada taşınır. Güreş bittiğinde kispet temizlenir derisinin kurumaması için yağlanır ve bir sonraki güreşe hazırlık yapmak üzere zembile konur.

Zembil elde bir yöreden diğerine giden bir pehlivan, bir güreş kovaladığını yada güreşten geldiğini işaret etmiş olurdu. Büyük pehlivanların zembillerini yanlarında ki çırakları taşırdı. Kendilerinde pehlivanlık izleri görülmeyen gençlere ustaları zembillerini taşıtmaz yanlarına bile almazlardı.

Güreşi bırakan pehlivan, zembilini duvara asarak bir daha güreşmeyeceğini anlatmak isterdi.