Gazi Mihal İmareti

Edirne'nin en eski imaretlerinden biri olan Gazi Mihal Bey imareti, Yıldırım imaretinden sonra Bayezit imaretinden önce yapıldığı için orta imaret olarak ta bilinmekteydi.

50
Görüntülenme

Gazi Mihal’in Kimliği Ve Kişiliği

İmaretin kurucusu olan Gazi Mihal, değişik kaynaklarda Mihal Gazi, Emir-i kebir, Mihaloğlu gibi adlarla da anılmaktadır. Mihaloğulları ailesi de, Çandaroğulları gibi, Osmanlı İmparatorluğunun kuruluş ve yükseliş dönemlerinde devlete büyük hizmetler etmiş bir soydur. Tarihçi Hammer, bu soydan akıncıların ilki olan Köse Mihal için:

“Akıncıların reis-ul irsîsi”, yani akıncılar soyunun reisi (ilki) diyor.

Çandar oğullarının, daha çok idare basamaklarında görev almış olmalarına karşın Mihaloğulları, İmparatorluğun, beylik döneminden başlayıp 16. Asra kadar geçen süre içinde hudut boylarında akıncı beyliği ile ün salmış olup, tarihçilerimiz bu soydan gelen beylerin emri altındaki akıncıların Mihallı Akıncılaradı ile anıldığını kaydetmektedirler.

Nitekim Edirne’deki imaret sahibi Mihal Bey’in bir sıfatı da “Emir-i kebir (Büyük Akıncı Beyi) olup mezar taşındaki künyesi de bu sıfatı ile yazılmıştır. Edirne’deki imaret kurucusu Gazi Mihal Bey; Gazi Köse Mihal Bey (Vefatı 1426’dan sonra)’in torunu olup, babası, Aziz Paşa dır. Kendisi, yapmış olduğu önemli hizmetler dışında hayır ve yardım işlerine de değer vermiş ve Sultan II. Murat döneminde Edirne’de Cami, Hamam, tabhane, köprü ve aşevinden oluşan hayır kurumları sitesini yaptırmıştır.
Kabri, camii haziresindeki Mihaloğulları aile kabristanındadır.

Gazi Mihal İmareti Aşevi

Hemen hemen aynı yörede bulunan Yıldırım İmaretine “Eski”, Bayezıt imaretine “Yeni” imaret dendiği gibi, Gazi Mihal İmareti de halk arasında “Orta” imaret adıyla tanınmaktadır.

İmaretin aşevi binası, Gazi Mihal caminin avlusundaydı. Ancak zamanla yıkılmış olan bu binanın bugün temeli bile belli değildir.

Mihal Bey, adına yaptırdığı imaret için gelir kaynağı olarak Edirne’nin Üsküdar nahiyesinde Çavaroş köyünü vakfetmiştir.

1519 yılında (Hicri 925) vakfiye geliri 4603 akçe, 16. asrın ikinci yarısında 7047 akçe olmuştu. Ayrıca 1599 (H.1007) tarihli bir hükümde Gazi Mihal Bey’in Pınarhisar’ daki vakıflarından söz edilmektedir. Aslında Mihal oğullarına ait vakfiyeler tamamen ele geçmemiş olduğundan imarete ait diğer gelir kaynaklarının tespiti de mümkün olmamaktadır.

Bu arada 1468 yılında Abdullah kızı Firuz adında bir hanım, Edirne naibi Kasım oğlu İskender’in imzasıyla düzenlediği vakfiyede: gelirini; “Mihal köprüsü üzerinde adı geçen imaretin masrafına kullanılmak üzere” vakfetmiştir.

Bazı görüşlere göre de Mihaloğulları, kendi gelir kaynaklarını kendi arzuları yönünde sarf etmektedirler. Bu durumda imaret giderleri de tespit edilememiştir.

Abdurrahman Hibri bu aşevinden söz ederken sadece “Biri dahi Mihal Bey imaretidir” demekle yetinmiştir.

Ahmet Bâdi, bu imaret için: “Orta imaret demekle meşhur. Halen mamurdur. İnşa yılı 1421 (H.825)” diyor. Bu ifadeye göre aşevi 1900’lü yılların başlangıcında faal durumdadır. Her halde o da 1912 Balkan Savaşı’nda diğer benzerleri gibi işgalin acımasız kahrına uğramış olmalıdır.

Bu hesaba göre imaret mutfağı 491 sene süreyle yöresine hizmet vermiştir.