Muradiye (II. Murat) İmareti

Muradiye camii ile birlikte yaptırılan imaret kullanılmayınca harap hale dönmüş ve Cumhuriyet'in ilk yıllarında Mevlevihane ile birlikte yıktırılmıştır.

47
Görüntülenme

Sultan II. Murat tarafından inşa ettirilen bu imaret, Edirne’nin Muradiye adıyla anılan yöresindeki alçak bir tepenin Saray Ovasına bakan düzlüğünde kurulmuş bir yapılar topluluğudur.

İmaret;

1- Cami,
2- Mevlevihane, derviş hücreleri,
3- Aşevi,
4- Şeyh evi,
5- Mektep (İlkokul)

olmak üzere beş birimden oluşmaktaydı. Bugün bu yapılardan sadece cami kalmıştır ve avlusunda bir de hazire vardır. Tüm site, çepeçevre yüksekçe bir avlu duvarı ile çevrilmiştir.

Muradiye Camii ve Mevlevi hanesi

Camii ve Mevlevihane ile ilgili olarak birbirinden bağımsız bir kurum gibi bahsedilse de genelde bu tür yapılar iç içedir.

Bu konuda Abdurrahman Hıbri şunları söylemektedir;

“Hayırlar babası olarak anılan II. Murat tarafından yaptırılan Muradiye camii iki kubbeli ve tek minarelidir.Camii içi ve minaresinin kaş şeklinde çini süslemeleri bulunmaktadır. II. Murat bu camiyi Mevlevihane olarak yaptırmıştır. Sema gösterileri ve zikirlerden sonra Mevlevilere ikram edilmek üzere musluklarından şerbet akıtılan bir de çeşmesi mevcuttur. Bu Mevlevihane’de sadece dervişlere ve fakirlere değil, etrafta evleri olanlara da belli öğünlerde yemek verilirdi. Bu camii 1435 yılında yaptırılmıştır. Söylenen odur ki Sultan Murat Han Hazretleri rüyasında Hazret-i Mevlana’ yı görmüş ve onun işaret ettiği yerde bu Mevlevihane’ yi yaptırmıştır.”

Diğer bir bilgi olarak da Müneccimbaşı tarafından:

“Padişah hazretleri Engürüs seferine çıkarken Edirne’de Muradiye diye bilinen cami-i şerif ve imareti yapmak için ferman buyurmuşlardı. Sefer dönüşü savaş ganimetlerinden kendi payına düşen hissesini bu cami ve imaret için harcamıştır. Sene 1439 (H.843)”

Buradan, cami ve imaretin inşası için harcanan paranın kaynağını öğreniyoruz. Aynı zamanda camiden, müstakil olarak söz edilmekte olup Mevlevihaneden bahsedilmemektedir ki, bu da Câmi-Mevlevihane birliği konusunda genellikle söylenip yazılanların aksini gösterir mahiyettedir.

Evliya Çelebi ise;

“Mevlevihane olarak yapılıp fakat içinde kan olduğundan Sultan Murad’ın semâ’hâne tahtalarını söktürdüğünü ve yerine mermer bir (Minâre-i ser-âmed-i sebzgûn) ve taşra hareminde Mevlevihane yaptırdığını cemaatinin az, mahallinin mesîregâh” olduğunu yazmıştır.

Ahmet Badi Efendi Mutfak İçin;

“Muradiye mahallesinde, Muradiye cami-i avlusunda Muradiye imareti demekle meşhur ve hâlen mâmurdur. Yapılışı, H. 839/M. 1435’dir “diyor. Bundan aşevinin 1900’lü yılların başında çalışır durumda olduğunu öğreniyoruz.”

Diğer araştırmacılar ise şu kanaate varıyorlar,

1) Muradiye, cami olarak düşünülmüş ve kadrosuna hatip konmuştur. Ahşap minberin zamanına ait olması lâzımdır.
2) Minaresi çini ile kaplıdır.
3) Sitede muvazzaf bir Mevlevi dervişleri kadrosu vardır. Tekye olunca taifesi sabittir ve muayyendir.
4) Sitede geniş bir imaret vardır.
5) Bir de mektep bulunmaktadır.

Muradiye İmareti Vakfı

Sultan II. Murat Edirne’nin Muradiye semtinde yaptırmış olduğu imaret için oldukça geniş vakıflar tahsis etmiştir.
Bunlar: Edirneye bağlı Dâye Hatun, Halil Hayyat, Bıyıklı (diğer adı Aksakal), Koşan, Nasırlu, Çingene, Karbini (öbür adı Uyruklu), Üyüklü, Tatar, İskender, Çölmekçi köyleri olup buralarda oturanların bir kısmı bu vakıf reayasından (Vergiye tâbi Hıristiyan tebaa) idiler.

1485 (H. 890) vakfın bu köylerden sağladığı gelir toplam olarak 31821 akçedir. Aynı vakfın 1488 (H. 893) yılı bir sene ve bir aylık geliri ise, bir önceki yıldan aktarılanlarla beraber 285119 akçeyi bulmuştur.

Sultan II. Murat, bu imaretine diğer yerlerde de zengin kaynaklar vakfetmiştir. Bu vakıfların XVI. yüzyıl ortalarında yıllık geliri 789880 akçeyi bulmaktadır. Bu da oldukça yüklü bir kaynak sayılır. O dönemlerde vakfiyede imaret birimlerinin her birinde çalışanlar için ayrılan ödenekleri ise şöyledir.

Cami Hizmetlerinde Olanlardan

1) Mütevelliye (vakıf yöneticisi) günde 20 akçe,
2) Hatip ve imama 15 akçe,
3) İmaret Şeyhine günde 18 akçe,
4) Mektep hane muallimine 5 akçe,
5) Onun halifesine (kalfasına) 1 akçe,
6) Muarrife (tercüman) günde 3 akçe,
7) 2 müezzine günde 8 akçe,
8) Sermahfile günde 5 akçe,
9) 29 hafıza günde 67 akçe,
10) 14 müsebbihe (Sübhanallah diye Allah’ı zikreden kimse) günde 30 akçe,
11) İki musalliye (namaz kılan) günde 4 akçe,

Mevlevihane Hizmetindekilerden

1) Mesnevihân’a 6 akçe,
2) Hanendeye (Kur’an okuyucu)2 akçe,
3) Tablaki’ye 2 akçe,
4) Aşirhan (cüz ) ve hanendeye (okuyu) 6 akçe,
5) Muarrife 1 akçe,
6) Nayzene (ney çalan) 3 akçe,
7) Dünbelek (Kudüm) çalana 2 akçe,
8) Diğer nayzene 2 akçe,
9) Def çalana 2 akça,

Mutfak Hizmetindekilerden

1) Kâtibe 6 akçe,
2) Kayyuma (cami görevlisi)3.5 akçe,
3) Buğday dövene 12.5 akçe,
4) Vekilharca (harcama yapacak olan) 5 akçe,
5) Ferraş’a (cami temizliğinden ve düzeninden sorumlu)3 akçe,
6) Çini minare tamircisine 2 akçe,
7) Kilerciye 4 akçe,
8) Kapıcıya 3.5 akçe,
9) İmaret tamircisine 2 akçe,
10) Ambarcıya 4 akçe,
11) Ekmekçiye 9 akçe,
12) Kandilciye 3 akçe,
13) 3 Aşçıya 9 akçe,
14) Taam nakibine 3.5 akçe,
15) Bulaşıkçıya 2.5 akçe,
16) Ekmek nakiline 3 akçe,
17) Et hamalına 2.5 akçe,

Mektep Hizmetinde Olanlara

1- Mektephane muallimine günde 5 akçe,
2- Onun halifesine (kalfasına) günde 1 akçe,
3- Muarrif’ e günde 5 akçe,
tahsis edilmiştir.

Bunların dışında, 13 câbinin (zekat toplayan tahsildar) her birine dörderden 52 akçe, siroz hamamı nazırına 2 akçe ve diğer bazı kişilere de ödenek ayrılmış olup, daha sonra imarette sarf olunan yiyecek maddeleri, musluk, lüle, hasır, kâse, tabak v.s. masrafları için de ödenek ayrılmıştır.

Bu ödenekler 1586 (H. 893) – 1633 (H.1043) yılına ait olup bu tarihin 13 aylık geliri de 354758 akçe gibi önemli bir yekûnu bulmaktadır.Aynı vakfın 1632 (H.1042) – 1633 (H.1043) tarihleri arasındaki 8 ay 26 günlük geliri ise, 1.567.207 akçe olarak görülmektedir.

Bu gelire karşı gider çeşitleri ve hizmetliler arasında ve bunlara ödenen ücretler arasında da artış görülmektedir.
H. 1042 (M. 1632)- H. 1043 (M. 1633) Yıllarında Vakıf Görevlileri ve bunlara ödenen ücretler:

“Bu görevliler dışında vakfın tahsildar, kâtip ve mutemetleri vardır ki bunların da sayısı 23 olup bunlara da değişik tarihlerde 67780 akçe ödenmiştir.

1- Hasan Paşa: El-mütevelli Vakıf mütevellisi 80 akçe
2- Hasan Beğ: Nazır (Nazır) 20 akçe
3- Ramazan Beğ: Şeyh-i imaret (İmaret Şeyhi)20 akçe
4- Memi, kâtıb-i vakf (Vakıf kâtibi)14 akçe
5- Mehmed: Kâtib-i Muhasebe (Muhasebe kâtibi)6 akçe
6- Dilâver: Kâtib-i kiler (Kiler kâtibi) 6 akçe
7- Kâtib-i meremmât (Tamir işleri kâtibi)3
8- Yusuf: Vekili’1-harc (Vekilharç)5 akçe
9- El-Hâc Hüseyin, kilâri (Kilerci)4 akçe
10- Hasan: Anbarî (Anbarcı) 4 akçe
11- Ali Hasan, nakıyb-i nân(ekmek nakiyki) 3 akçe
12- Rıdvan: Nakıyb-i guşt (Et nakıybi) 3 akçe
13- Bevvâb-ı imaret:(İmaret kapıcısı) 3 akçe
14- Tabbah (Aşçı) 5 akçe
15- Mehmed: Tabbah (Aşçı) 5 akçe
16- Mustafa: Tabbah (Aşçı) 5 akçe
17- Yusuf, habbâz (Ekmek fırıncısı)3 akçe
18- Mustafa, habbâz (Ekmek fırıncısı)3 akçe
19- Diğer: Habbâz (Ekmek fırıncısı) 3 akçe
20- Ali: Nakkad-ı erz (Pirinçci) 2 akçe
21- Yusuf: Nakkad-ı erz (Pirinçci)2 akçe
22- Ali: ferraş-ı tâbhâne(Tabhane temizleyicisi)3 akçe
23- Yusuf: Su-yolcu (su yolcu) 3 akçe
24- Ali: Meremmatî (Tamirci) 3 akçe
25- Rıdvan: Bevvâb-ı harem (Haremkapıcısı) (taç kapı bekçisi)1 akçe
26- Mehmed: Bevvab-ı me’kel (Yemekhane kapıcısı)1akçe
27- İbrahim, ser-kâseî (Başkâseci) 2.5 akçe
28- Mehmed: Ahurî (Ahıra) 3akçe
29- Mustafa: Ferraş-ı meydan (Meydan temizlikçisi) 2akçe
30- Perviz: Sürbî (Kurşuncu) 2 akçe
31- Hammal-ı gûşt (Et hamalı)2 akçe
32- Rıdvan: Gendum-kûb (Buğday döven) 2 akçe
33- Mahmud: Teberdâr (Baltacı) 2 akçe
34- Ali camger (cama) 2 akçe
35- El-Hac Yusuf: Fülfül-kûb (baharat döven)1akçe
36- Ferraş-ı kenîf (Tuvalet temizlikçisi) 2.5 akçe
37- Derviş İbrahim: Bağbân (Bahçivan) 3 akçe Toplam olarak: 37 görevli için 67.780 akçe sarfedilmiştir.

Muradiye imareti aşevi Edirne’nin 9 imareti içinde varlığını en uzun sürdürenlerden biridir. Durumunu Balkan ve Birinci Cihan savaşları sırasında koruyabilmiştir. Hizmet yönünden gittikçe zayıflamakla beraber fizik yapısı 1935 yılına kadar bağımsız da olsa ayakta kalabilmiştir.