Selimiye ve Mimar Sinan

26
Görüntülenme

Selimiye, basit bir geometrik ve mükemmel simetri düzenini büyük bir sanat yapıtı haline dönüştüren, dünya üzerindeki en güzel tasarımlardan biridir. Bu tasarımın en önemli sonucu olarak Cami içinde kubbe, sütunlar üzerinde yükselmemekte adeta göğe asılı olarak durmaktadır.

Sinan’ın Selimiye’den önce yaptığı eserlerinde denediği altıgen çardak tasarım çalışmaları, Selimiye’de şekillenmiş ve sekizgen çardak tasarımı uygulanarak zirveye çıkmıştır. Sekizgen çardak, 2000 ton ağırlığındaki kubbenin yarattığı etkiyi azaltması açısından, daha uygun bir statik yapıdır. Bu yapıyı tamamlamak ve köşelerden kubbeye geçmek için, kubbe çapının 1/3’ü büyüklüğünde tromp işlevi gören yarım kubbeler kullanmıştır. Büyük kubbeli yapılar ağırlıkları dolayısıyla tabana doğru piramidal bir düzende yayılırken, Selimiye’de kubbe 42,25 metre kenarlı bir kare taban üzerinde sekizgen bir çardak üzerinde yükselerek eşsiz bir mekan ortaya çıkarmıştır. Bunun sonucu olarak da camii içinde mükemmel bir mekan ferahlığı yaratılmıştır.

Sinan için tasarımının temel öğesi kubbe değil, kubbeli çardaktır. Kubbeli çardak düzeninin ortaya çıkardığı simetrik yapı düzeni cami içinde sonsuzluk duygusu yaratmaktadır.

Ayasofya kubbesinin boyutlarıyla boy ölçüşecek bir yapıyı, kubbe yapısını diğer yapılarıyla rahatsız etmeyecek bir şekilde inşa etmek, ayrıca Sinan’ın Selimiye’de başardığı mimarlık olayıdır. Ayasofya iç mekanı yapı olarak boğucu bir ortam yaratırken, Selimiye’de bu etki aksine gönül açıcı bir ortam sağlamaktadır.