İç Avlu ve Şadırvan

10
Görüntülenme

Şadırvan Avlusu

Selimiye Camii’nin şadırvan avlusuna üç büyük kapıdan girilir. Üçü de çok ince işlenmiş işlemeli ve somakili’dir. Zemini beyaz mermerdir. Kapılarının kanatları geçmelidir. Resim ve şekilleri çok sanatlıdır. Aynaları çok zarif ve zengindir. Orta kapının en üstünde caminin başlanma ve bitirilme tarihini gösteren kitabe gözleri kamaştırır.

Şadırvan avlusunu saran küçük kubbeler 18 adettir. 16 sütun üzerine kurulmuş ve bağlanmıştır. Sütunlar tek parçadır. Araştırmacılar bu sütunların Mısır’dan, Kıbrıs’tan, ve Kapıdağı Yarımadası civarından, Aydıncık ve Suriye harabelerinden getirildiğini belirtmektedir. Sütun başlıklarının içleri çok ince ve usta işçilikle yapılmıştır. Şadırvan avlusunun pencereleri üzerindeki koyu mor çiniler yine çini ile yapılmış beyaz yazılar revakları ve duvarlarını süslemiştir.

Türk-İslam Mimarisinde Şadırvanlar

Su, Türk-İslâm mimarîsinde, başlangıcından beri birinci derecede rol oynayan bir öğe olmuştur. Bir yeri imar etmek, oraya su götürmekle eşdeğer anlam taşımış, cami olsun, medrese, Darüşşifa, kervansaray olsun her tür yapının avlusunda şadırvana yer verilerek suyun önemi her zaman belirtilmiştir.

Şadırvanlar genellikle cami avlusunun ortasında yer alır. Ne var ki, Anadolu Selçuklu ve erken Osmanlı dönemlerine tarihleşen, bazı avlusuz camilerde, şadırvanın camiin içine kaydırılarak, tepesi açık bir gözün ortasına konulduğunu görürüz. Bu türün örnekleri arasında sayabileceğimiz Divriği Ulu camii ya da Niğde Alaeddin camiinin içinde bugün şadırvanı yoktur; çünkü bunlar kaldırılarak yerleri camiin namaz kılma alanına katılmıştır. Diğer yandan, Bursa Ulu camiinin şadırvanı yerinde durmakta, tepesi delik bir kubbeyle örtülü ve camiin döşeme düzeyinden bir kaç basamak aşağıda yer alan bu şadırvanlı göz, dün olduğu gibi günümüzde de iç avlu işlevini sürdürmektedir.

Selimiye’de Şadırvanlar

Beyaz mermerden ve onaltıgen planlı olan Şadırvan, çok kıymetli ve oymalı olup, bordürler ve muslukları çok zariftir. Şadırvanın üstü kubbesiz ve açıktır. 1808 yılında cami onarılırken Dağdevirenzade Ahmet Ağa tarafından bu şadırvanın üstüne sekiz ahşap sütunlu bir çatı yaptırılsa da 1960’da kaldırılarak Sinan’ın yaptığı hale getirilmiştir.

Edirne Selimiye camiinin ana şadırvanı ön avlunun ortasında bulunan şadırvandır. Fakat buna ek olarak, kubbeli ana hacmin ortasına da bir küçük şadırvan koymak suretiyle Sinan, bir yandan geleneksel bir Anadolu motifine yer verirken bir yandan da Selimiye’de muazzam kubbenin yarattığı merkezî mekân duygusunu daha güçlü biçimde vurgulamak istemiştir.

Başka türlü söylersek, nasıl Selâtin camilerde kubbe cümle kapısı ile mihrabın merkezinden geçen kıble ekseniyle belirtiliyor ise, büyük kubbenin göbeğinden geçen dikey ekseni de belirleyecek bir düzenleme düşünmüş ve kubbenin bir âyetle noktalanan merkezinin tam altına şadırvan ve üstüne mahfil yerleştirerek yer-gök eksenini somutlaştırmıştır.